Başarılı dijital pazarlama için yıkmanız gereken 3 tabu

basarili_dijital_icin

Nasıl yarım yamalak bir iş planından hayır gelmezse, bütünsel bakılmayan dijital pazarlama yatırımından da hayır gelmez.

Sosyal medya ekibiniz kurumsal hesaplarınızın aranınca bulunmasını dert etmiyorsa, ya da tersi, SEO uzmanınız sosyal medya platformlarını umursamıyorsa, birileri küçük düşünüyor, onları denetleyen birileri de bütüncül bakış görevini yapmıyor demektir.

Sağ kolun sol kolun ne yaptığından haberi olmadığı durumları sık yaşıyor musunuz? Parçalarını bir türlü birleştiremediğiniz bir bozyapla sık sık başbaşa kalıyor musunuz? O zaman, şirketinizin görüntüsünün bozulması, olmayacak beklentiler yaratılması veya paranın boşa akıyor olması büyük ihtimal. Bunlar yetmezmiş gibi, birileri de dijitale giden paranın hesabını vermekten bol terminoloji ve kutsal bir işle uğraşıyor pozlarıyla habire kaçmayı başarıyorsa vay halinize…

Şimdi masadaki pazarlama bozyapının en önemli dijital parçalarına bakalım. Sahip olduğunuz yayın araçları, yani mutlaka terim kullanacaksak, owned media:

Devamını Oku

Elektrik tesisatı, bilgisayarın içindeki küçük insanlar ve sosyal pazarlama üzerine…

internetteki_insanlarŞirketiniz için iyi sosyal medya sonuçları mı istersiniz, iyi iş sonuçları mı? Sosyal medya sonuçları ne mi? Like sayısı, follower sayısı, erişim ve engagement gibi şeyler işte. Pazarlama profesyonellerinin performansı ise bunlarla değil, bilinirlik, farkındalık, dönüşüm, sadakat ve marka elçiliği gibi iş sonuçlarındaki artışla ölçülüyor. İşte sosyal medya ile sosyal pazarlama ayrımı burada yatıyor.

Sosyal medya, insanların içerik üretip paylaşmasını, yorum yapmasını ve iletişime katılmasını sağlayan platformlara deniyor. İletişim derken, hesaplararası sohbetler, anlatılan hikayeler ve diğer içerik. İçerik paylaşımı ve sohbet, makaleler, fotoğraflar ve videolar üzerinden yürüyor. Facebook, Twitter, Google +, Pinterest, Instagram, Vine… bunlar en bildik sosyal medya örnekleri. Sosyal medya neredeyse tüm markaları, kitlelere erişim fırsatı sunduğu için kendine çekiyor, etkileşime girme, fikir önderi olma yarışına sokuyor.

Sosyal pazarlama ise başka bir olay. İki kısımdan oluşuyor: Sosyal ve pazarlama. İkinci kısımdan başlayalım: Pazarlama, ürün / hizmet satışına dönüşmesi için bilinirlik ve farkındalık eğilimi yaratan eylemler bütünü. Pazarlama, satışı yaptırınca işi bitmiyor: Tercih etme, marka sadakati ve en sonunda marka elçiliğine giden yolda satış sonrası çabalar da gösteriyor. Sosyal pazarlamanın, sosyali ise hedef kitlenize marka mesajınızı, hikayenizi, olumlu deneyimleri ve marka değerini yayma çabasını kapsıyor.

Devamını Oku

3. Adım: Sosyal Medyada İçerik Yönetimi

Sosyal medyada içerik yönetimi

Evet, farkındayım, çok abuk bir durum: Twitter kapalı, YouTube kapalı, ben vakumda yaşar gibi hala sosyal medya pazarlama hakkında blog yazısı yazıyorum. Lakin kendimi durduracak değilim, çünkü kafa reddediyor, bildiğim en iyi iş bu çünkü… Bir de su yolunu bulur, inanıyorum.

Sosyal medya takip dedik, etkileşim dedik, sırada içerik yönetimi var. Sosyal medya marka ile kullanıcı ve kullanıcı ile kullanıcı arasında etkileşim demektir, sohbet demektir… Evet ama biraz eski tarz da olsa, markanın tek taraflı olarak mesajlarını itmesine de izin var. Sağlam içerik, sosyal medyadaki markanın olmazsa olmazı. Sevdiğimiz markaların bize eğlenceli veya faydalı içerik sunmasını ummuyoruz, artık talep ediyoruz.

Üç yıl önce yazdığım “Her Marka Bir Yayıncıdır” başlıklı yazımda, “İş hayatım boyunca, bir çok markanın aynı zamanda bir yayıncı da olduğunu anlayamamasını, elindeki ilginç ve zengin içeriği değerlendirmek bir yana, orada olduğunu bile farketmemelerini şaşkınlıkla izledim, izliyorum. Belki içeriklerinin değerini anlayamıyorlar, belki nasıl yapacaklarını ve sürdüreceklerini bilemiyorlar, belki de büyük bir şirket olmanın getirdiği bazı engellere çarpıp, fazla uğraşmadan vazgeçiyorlar...” diye yazmışım. Markaların sosyal medya iletişim stratejilerine ellerindeki değerli içeriği yaymayı eklemeleri için önerilerimi sıralamışım.

Devamını Oku

Mobil Pazarlama: Neden ve nasıl? – 2

Ülkemizde mobil telefon penetrasyonu %85, GSM aboneleri 61,5 Milyon. Bunların 11,4 Milyonu 3G abonesi ve 9 Milyonu mobil Wi-Fi ile internette diye yazmıştım. Ama mobil reklam halen, dijital reklam (display + arama motoru + mobil) harcamasının sadece küçücük bir parçası.

Sebep ne? Bir kere, içerik ve dolayısıyla erişim halen çok kısıtlı: toplamda aylık 8-10 milyarlık internet sayfa gösterimine karşın 700-800 Milyon mobil internet sayfa gösterimi. 4 inch ekranlardan sözetsek bile, mobilin bilgisayar ekranındaki görsel etki ve içerik derinliğinin getirdiği deneyimle kıyaslanamayacağı açık. Dolayısıyla reklamvereni mobil reklama ciddi bir yatırıma ikna etmek zor.

Peki, ne yapmalıyız? Reklamvereni, mobile yavaş yavaş ısındırmalıyız. Bol bol yeni ve etkileyici teknolojiler ve aplikasyon bazlı projeler sunmalıyız. Rakipleri arasında ilk olacağını vurgulamalıyız. En önemlisi de mobil internette, web’deki reklam kirliliğinin olmadığının, kaliteli içeriğin ortasında onun reklamının tek başına yer alacağının ve alacağı yüksek tıklama oranlarının altını iyice çizmeliyiz.

Yeni ve etkileyici teknolojilere gelelim. Hepsinin başında bence augmented reality (AR) geliyor. 360 derece pazarlamanın satış noktası entegrasyonu için süper bir icat. Bu teknoloji sayesinde, cep telefonunuzun kamerası, gerçek dünya ile sanal interaktif uygulamaları birleştiren bir kapı haline geliyor. QR kodlara göre çok daha üstün uygulamalar yapılabiliyor.

Bir çok içecek ve otomobil markası, AR’ın potansiyelini farketmiş durumdalar. AR, satış noktası ve basın reklamlarının 3 boyutlu geleceği olacak.

Haftaya: Lokalizasyon bazlı servisleri pazarlamamıza nasıl dahil edelim?

Mobil Pazarlama: Neden ve nasıl? – 1

Farkında mısınız, mobil telefon penetrasyonunun %85 olduğu, GSM abonelerinin 61,5 Milyona ulaştığı bir ülkede yaşıyoruz. 11,4 Milyonu 3G abonesi ve 9 Milyonu mobil Wi-Fi ile internette. Hal böyleyken, mobil teknoloji ve iletişimi, pazarlama mix’lerimize girmesini düşünmenin zamanı geldi ve geçiyor. Hemen atlamamak gerek elbette, önce doğru mobil aracı ve mesajı bulmak gerek.

Öncelikle kampanyamıza mobil uygun mu değil mi diye düşünmeli. Mobil, hedef kitle ile bağlantı kurmanın ve kişisel interaksiyonun en iyi yollarından biri olsa da, her kampanyaya uygun değil.

Mobil pazarlama, uzun ince bir yol: Hedef kitlenin mobil kullanımını kavramaktan, onlara mobil web’in mi, mobil email’in mi, lokasyon bazlının mı uygun olduğuna karar vermeye, diğer pazarlama aktiviteleriyle bağdaştırmaktan başarıyı kriterlerini ölçümlemeye giden. Mobil araçlar ve başarı kriterleri haftaya yazmak istediğim entry’nin konusu…

Bugün, mobil tüketici hakkında Microsoft Tag’in bir infografiğini paylaşmak istiyorum. Umarım mobil kullanım datasına yakın zamanda kavuşuruz ve Türkiye mobil kitlesi için bir infografik de ben hazırlarım: