Online Video ile İmtihanımız

Günümüz medya dünyasında reklamverenin televizyona verdiği önem çok büyük, gayet de doğal bir durum, sonuçta haftada 42 saat (AGB Nielsen, Kasım 2011) televizyon karşısında geçiren bir ülkeyiz. Belli bir demografiye reklamınızı göstermek için satın aldığınız GRP ne kadar büyükse, görünürlüğünüz ve erişiminiz de o kadar büyük oluyor. Televizyonun  gücünü yadsımak gibi bir safdillik içine girmeyelim elbette, ama şu örneğe değinmeden de geçmeyelim: Muhteşem Yüzyıl’ın bir bölümünü 25 Milyon kişi izliyorsa (AGB Nielsen, 14 Aralık 2011), yaklaşık 3 milyon kişi de online’da  izliyor (mecra rakamı, Kasım 2011). O hafta diğer diziyi izlediği veya misafir geldi diye bölümü kaçırmış olduğu için, veya sırf laptop’tan izlemeyi sevdiği için bilgisayar karşısında olan bu kişiler, internetin içindeki küçük adamcıklar değil, bildiğimiz hedef kitle! Hedef kitleye erişim pazarlama dünyasının ana ekseniyken, bir parçası bile ziyan edilmeyecek kadar değerli iken, nasıl oluyor da bir çok reklamveren bu %12’lik ek erişim potansiyelini görmezden gelebiliyor?

Türkiyeli kullanıcının %35’i internete girme nedenlerinin başında video izleme, indirme, yükleme aktivitelerini sayıyor (Gemius, Kasım 2011).  Yine Türkiye’li 21,7 Milyon kullanıcı ayda 28 saatini online video izlemeye ayırıyor ve kişi başı 240 video tüketiyor (comScore VideoMetrix datası, Kasım 2011).

comscore 1 Online Video ile İmtihanımız

İçerik, yeni tüketicilerin istediği an istediği yerde karşısına çıkması gereken yeni  arzu nesnesi. Hem de bu yeni tüketici, genel geçer kanının aksine, sadece gençler değil,  %27’sini 35 yaş üstü kullanıcılar oluşturuyor.

comscore 2 Online Video ile İmtihanımız

Bu kullanıcılar sadece premium içerik ve dizi izlemiyor, bol bol da kısa formatlı video tüketiyor elbette… Annelerimizin piyano çalan sevimli yavru kedi videolarına nasıl düşkün olduklarını hatırlayalım.

 

Reklamverenler de online videoya işte öyle düşkün olmalılar, çünkü;

  • TV ile kıyaslandığında etkisi düşük olsa da , online videonun bilinirliğe ve satışa destek sağladığı kanıtlanmış bir gerçek (comScore Brand Survey Lift Norms, Ocak 2011).

comscore 3 Online Video ile İmtihanımız

  • Online videoyu özellikle yüksek maliyetli TV PT satın almalarında erişim tamamlayıcı ve ek GRP aracı olarak kullanmak mümkün (sözünü ettiğimiz gibi TV’de dizisini kaçırıp online’da yakalamak isteyen kişileri ıskalamak istemiyorsak).
  • Online videoda çeşit bol, her reklam kampanyasına uygun içerik var.
  • Sosyal medyada izletme, paylaşım tetikleme olanakları da bol.
  • Kampanyaya başlamak da iptal etmek de çok kolay.
  • İnce ayar hedefleme yapmak daha da kolay.
  • Kampanya sonuç raporunu ister online (online izleme süresi, izleme sayısı…) ister offline terminolojiye (erişim, frekans ve GRP) göre almak mümkün.

 

Gelecek ne getirecek?

Medya manzaramız sürekli değişiyor. Kampanyaların hedef kitleye değme noktaları birbirini tamamlar şekilde kurgulandıysa, dijital daha da merkezi bir önem taşıyor. Online video da bunun önemli parçası.

Şimdilik, offline ölçütleri online’a aktarıp, GRP mi konuşalım, yoksa engagement ölçütünden yola çıkıp, tam izlemelere mi para verelim gibi şüphede kalabiliriz. Buralarda çok da takılmamak lazım, çünkü yakın gelecek zaten kendi doğrusunu da beraberinde getirecek: Standardizasyon. Dijital, geleneksel medyadan rol çaldıkça, zatan kampanyaya bütünsel bakmamız, TV reklamlarının ve online videonun kampanya sonuçlarını tek bir ölçütle değerlendirmemiz gerekecek. Bu sınava hazır olmak, bol bol alıştırma yapmak lazım.

 

VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0 (from 0 votes)
Posted in Online video | Tagged , , , , , | Leave a comment

2012 “İŞE YARAYAN İNTERNET”İN YILI OLSUN

Yeni yıla yaklaştıkça, adettendir, insan kendine bir çeki düzen verme kararı alır, spor salonuna yazılma, diyete başlama sözleri verir. Daha sosyal olacak, daha çok çalışacaktır, ne zamandır ertelediği şu işi bitirecek, o kitabı okuyacaktır.

Dijital pazarlama dünyasındakiler için de yılbaşı, geriye bakma, hatalardan ders çıkarma ve yeni planlar yapma dönemi.

2012′ye geldik gelmesine de pek de yol alamadık aslında. Hala uçan otomobillere binemiyoruz, onun yerine 140 karakterlik mesajlarla kendimizi ifade edip, önemli hissediyoruz.
2011 yılı, dijital pazarlama açısından “doğru dokunuşun yılı” oldu. Markalar, çok kanallı iletişim stratejisinde doğru mesajı, doğru hedef kitleye, doğru marka değeri yaratarak iletmeye çalıştılar. Dijitali birbirinden kopuk irili ufaklı taktik adımlar olarak değil, kapsayıcı tek bir pazarlama stratejisinin parçası olarak ele alan başarılı kampanyalar gördük. Örneğin, entegre kampanyaların en efsanevi olanına, Droga 5’in Bing için yaptığı ve Cannes Outdoor Grand Prix’li “Decode Jay-Z” kampanyasına tanık olduk.

Ayrıca, 2011’de reklam pastasından üç yıldır %7 civarı pay alıyor gibi gösterilen internete güven arttı. Neyse ki, ortada patlayan bir e- ticaret, dijitale yatırım yapan yüzlerce KOBİ ve B2B online iş modelleri varken, birkaç ajansın beyanına dayalı bu rakamı sektörün kendisi dahi ciddiye almıyor artık.

2012 yılı ise, “işe yarayan” dijital pazarlamanın yılı olacak gibi görünüyor. Kullanıcılar her yerden ve her cihazdan online durumdalar: akıllı telefonlar, tabletler, oyun konsolları, interaktif TV, dijital outdoor… Dijital, mecraların yakınsaması için gereken “tutkal” olacak ve markalar bu gücü, tüketiciye her fırsatta, her araç ve her kanalda “değebilmek” için kullanacaklar.

Etkin dijital pazarlamanın yılı olacağını umarak girdiğimiz 2011 yılının başındaki ve sonundaki ölçümleme datasına bir bakalım, ne değişiklikler olmuş…

aralik 1 2012 “İŞE YARAYAN İNTERNET”İN YILI OLSUN

Türkiyeli kullanıcı Ocak ayında ayda toplam 9 Milyar sayfa görüntülerken son ulaşan dataya göre (Ekim datası) 11 Milyar sayfa görüntülemiş.

aralik 2 2012 “İŞE YARAYAN İNTERNET”İN YILI OLSUN

Kullanıcılar ayda ortalama 7 saat online iken bu rakam sene sonunda 8 saate ulaşmış.

aralik 3 600x199 2012 “İŞE YARAYAN İNTERNET”İN YILI OLSUN

Ana site kategorilerine baktığımızda, lider Haber kategorisi. Ocak’ta tüm sayfa gösteriminin %59’unu alırken, Ekim’de %48’ini almış. Alışveriş kategorisi ise, Sahibinden.com’un ölçümlemeye gitmesiyle ikinci sıraya oturmuş.

aralik 4 2012 “İŞE YARAYAN İNTERNET”İN YILI OLSUN

Ana site kategorilerindeki sayfa gösterimi birincilerinde sene başından bu yana pek değişiklik olmamış.

aralik 5 2012 “İŞE YARAYAN İNTERNET”İN YILI OLSUN

Kullanıcıların aylık bazda ana kategorilerde geçirdikleri zamanda birincilik yine Haber’in. Türkiye’lü kullanıcı ayda ortalama 5 saatini online haber okuyarak geçiriyor.

aralik 6 600x279 2012 “İŞE YARAYAN İNTERNET”İN YILI OLSUN

Yılın başında toplam 3,2 Milyar ile en fazla sayfa gosterimi haber kategorisindeyken, bu gruptaki siteler birinciliği kaptırmamış ve bazları sayfa gösterimlerini % 106 oranında artırmışlar. 2011’in çok olaylı bir yıl olması yüzünden olsa gerek, kullanıcı da haber sitelerinde yılın başına göre, aylık %25 daha fazla zaman geçirmeye başlamış Milliyet.com.tr, sayfa gösteriminde Ocak 2011’e göre %27′lik bir artış yaşamış ve en yüksek sayfa görüntülenmesine sahip haber sitesi ünvanını kaptırmamış.En büyük 10 Türk haber sitesinden ikisi, Hürriyet ve Takvim ise sene başından beri sayfa gösterimi  kaybetmişler.

aralik 7 600x238 2012 “İŞE YARAYAN İNTERNET”İN YILI OLSUN

Spor sitelerinin sayfa gösterimleri toplamda Ocak 2011’den bu yana %10 oranında düşmüş. Tüm kategoriler bazında trafiği en yüksek üçüncü site olan Mackolik.com, aylık trafiğini Ocak 2011’e göre %30 oranında artırmış.

aralik 8 600x322 2012 “İŞE YARAYAN İNTERNET”İN YILI OLSUN

Türkiye’li internet kullanıcılarının %44’ü kadın, %56’sı erkek. Ancak, 12-24 yaş arası kızlarımız %51 ile yaşıtları erkeklere göre çoğunluktalar. Büyüyorlar ve online zamanda da online alişverişte de en önemli hedef kitle olma yolunda hızla ilerliyorlar. Kadın ilgi alanı sitelerinde de önemi bir gelişme var. Bu kategorideki sitelerin çoğu Ocak 2011 datasında yokken, son 10 ayda ölçümlemeye katılım göstermişler. iVillage.com Kadın kategorisinde 15 Milyon site trafikle lider konumda ve Ocak ayına göre %17 büyümüş. 2011’de yoğun esen “private shopping” rüzgarından olsa gerek, Modahaber.com, sene başından bu yana trafiğini %116 oranında artırmış.

aralik 9 600x213 2012 “İŞE YARAYAN İNTERNET”İN YILI OLSUN

Video kategorisindeki Dailymotion.com.tr  139 milyon aylık trafik ile birinci sırada. 18,2 milyon tekil ziyaretçiye sahip olan sitede Ekim ayında kullanıcıların ortalama geçirdiği aylık zaman 40 dakika olmuş ve trafik Ocak 2011’e göre %23 oranında artmış. Diğer video sitelerinde sene başından bu yana sayfa gösterimindeki düşüşü, YouTube’un sonunda açılmasına bağlayabiliriz.

aralik 10 600x264 2012 “İŞE YARAYAN İNTERNET”İN YILI OLSUN

Ölçümlemede olan sosyal ağ sitelerine baktığımızda, Ekşisözlük aylık trafiğinin Ocak 2011’e göre % 5 düşüş gösterdiğini ancak birinciliği kimseye kaptırmadığını görüyoruz. En yüksek tekil ziyaretçiye sahip olan blogcu.com networkünde ise, sayfa gösterimi Ocak 2011 datasına göre %27 oranında düşmüş.

aralik 11 600x142 2012 “İŞE YARAYAN İNTERNET”İN YILI OLSUN

Türkiyeli kullanıcı da oyunlarla yaşıyor. Oyun sitelerine baktığımızda Hocam.com’un site genelinde aylık 97 Milyon sayfa gösterimine ulaştığını ve yılın başından beri %59 büyüyerek  birinciliğe oturduğunu görüyoruz. 583 bin tekil ziyaretçisi, sitede aylık ortalama 2 saat 51 dakika kalmış.

 

 

 

VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0 (from 0 votes)
Posted in Dijital Pazarlama | Leave a comment

2012 Dijital Trendleri

2012 Trendler 2012 Dijital Trendleri2012 Dijital Trendleri ’nde Türkiye pazarını etkileyecek olanları çıkardım, hem de tam 12 tane çıkardım. İçiniz rahat olsun, dijital, 2012’de de pazarlama dünyasının en dinamik ve en yenilikçi mecrası olmaya devam edecek. Ajanslar, bu yılı, yeni tüketici davranışlarına ve yeni pazarlama taktiklerine adapte olmaya çalışarak geçirdiler. Bu yıl da uğraşmaya devam: Farklı ekranlarda videoyu nasıl yönetiriz, sosyal medyadaki değişimlere nasıl ayak uydururuz, mobilde ne yapmalı?
Türkiye 2012 Dijital Trendleri ve dijital pazarlama manzarasında ne gibi gelişmeler olacak, bakalım:

1. Dijital Yakınsamanın Yılı
2011 yılı “doğru dokunuşun yılı” oldu. Markalar, çok kanallı iletişim stratejisinde doğru mesajı, doğru hedef kitleye, doğru marka değeri yaratarak iletmeye çalıştılar. Dijitali birbirinden kopuk irili ufaklı taktik adımlar olarak değil, kapsayıcı tek bir pazarlama stratejisinin parçası olarak ele alan başarılı kampanyalar gördük. Örneğin, entegre kampanyaların en efsanevi olanına, Droga 5’in Bing için yaptığı ve Cannes Outdoor Grand Prix’li “Decode Jay-Z” kampanyasına tanık olduk.
2012 yılı ise, “dijital yakınsamanın” yılı olacak. Kullanıcılar her yerden ve her cihazdan online durumdalar: akıllı telefonlar, tabletler, oyun konsolları, interaktif TV, dijital outdoor… Dijital, mecraların yakınsaması için gereken “tutkal” olacak ve markalar bu gücü, tüketiciye her fırsatta, her araç ve her kanalda “değebilmek” için kullanacaklar.

2 Sosyal Ticaret 300x266 2012 Dijital Trendleri2. Sosyal Ölçümleme ve Sosyal Ticaret
Sosyal Medya 2009’dan bu yana hızlandı ama esas güçlenmesini 2011’de yaşadı. Birçok başarılı kampanyanın merkezinde yer alarak kendini kanıtladı. Cannes Lion PR dalında Grand Prix’li NAB Break Up kampanyasını hatırlayalım.
Sosyal medyanın etkisi 2012’de artacak. 2011’de sosyal medya pazarlama etkinlikleri için başarı kriterlerinin konması önemliyken, 2012’de markaların Facebook’a akın eden kalabalıklardan gelir sağlama çabalarını göreceğiz. Sonuçta demografik hedefleme yapılabilen tüketici yığınlarından bahsediyoruz. Sosyal medya pazarlamasının uzun soluklu ve etkin şekilde kullanımı için veri toplama ile ölçümleme, en önemli konulardan olacak.

3 google plus 2012 Dijital Trendleri3. Google Plus
Temmuz 2011’de hayatımıza giren Google Plus, ilk 1 ay içinde 25 Milyon kullanıcıya ulaşarak tüm zamanların en hızlı büyüyen sosyal ağı oldu. Bu sayıda üyeye, MySpace 20 ayda, Facebook ise 3 yılda ulaşmıştı. Google Plus’ın en önemli özelliği, arama motoru reklamcılığı ile sosyal medya pazarlamasını birleştirmesi.
Google Plus’ın markalara özel sayfaları ve fonksiyonları Kasım 2011 başında lanse edildi. Bu sayfaların markalara sağladığı avantajların başında elbette, ilgili anahtar kelimelerde doğal arama sonuçlarında yukarıda çıkma özelliği var. Ayrıca Adwords reklamlarını da aynı panelden yönetme pratikliği ve Analytics ile koşut çalışabilme özelliğini de sayalım. Markanın Hangout fonksiyonuyla topluluğu ile görüntülü chat yapabilmesi özelliği ise işin daha süslü tarafı.
Google Reader’ın da Google Plus içine entegre edilmesiyle, arama, bilgi ve haber medyası da daha sosyal bir hale gelecek.
Google +, 2012’nin en önemli sosyal medya olayı olmaya aday, çünkü birçoklarının kıyasladığı gibi küçük bir Facebook değil, Google’ın yeni hali.

4. Online Video
Çoğu kullanıcıda iyi kötü bir video kaydedici var. Bant genişliği artıp ucuzladı. Online video ile içerik yaratmak ve paylaşmak çok kolaylaştı. Ayrıca online video, sosyal medyanın kalbinde yer alan “kısa hikayeleri” anlatmanın yepyeni, güzel ve hızlı tüketilen şekli. 2012 Dijital Trendleri ’nde online video parlamaya devam edecek. Video deyince aklınıza sadece YouTube ve benzeri platformlar mı geliyor? Peki, bir iletişim aracı olarak video? Apple’ın Facetime yüklü gadget’ları tam gaz satarken, Cisco 2015’te internet trafiğinin %80’i video olacak buyururken, videoyu kucaklamanın zamanı geldi de geçiyor.

5. Elinde Cep, TV Karşısında
2012’de ülkemizde akıllı telefonların artmasıyla (ki Android’li Çin malı telefonlar geldiğinde herhalde patlama yapacak) mobil içerik paylaşımı ve sosyal medya olanakları sağlayan app’ler iyice önem kazanacak. Sosyal oyunlar, mobil ödeme ve sosyal ağ bağlantısı ve lokasyon bazlı uygulamaların yaygınlaşacağını öngörebiliriz. EIAA’in Mediascope Europe 2010 araştırmasına göre, Türk cep telefonu aboneleri, mobil internet kullanırken %51 oranıyla TV karşısındalar. 2012’de mobil marka deneyimini TV reklamlarıyla bağlantılı sunan işlerle daha çok karşılaşacağız.

7 tabletler 300x153 2012 Dijital Trendleri6. Tabletler
Tablet bilgisayarlar, sosyal medya, haber okuma ve arama başta olmak üzere yaygın olarak kulanılacak. Markaların mobil sitelerini yapmak veya en azından köhne Flash sitelerini HTML5’e geçirmeleri için pek az zaman kaldı. Amerikalı tablet kullanıcıları, Knowledge Networks’ün araştırmasına göre, tabletleriyle günde ortalama 55 dakika zaman geçiriyorlar ve bunun 24 dakikasını sosyal medyaya, oyun ve aramaya ayırıyorlar. Brafton’ın raporuna göre tablet satışı 2015’de 250 Milyon’a ulaşacak ve tablet bilgisayar, internete girişin temel aracı haline gelecek.
Tabletler, uygulamalar arttıkça reklamverenin dikkatini daha fazla çekecek, dokunma, sallama, ses gibi yeni ve eğlenceli interaktif özellikleriyle uygun markaların hedef kitleleri için yepyeni yeni deneyimler sunacak.

7. Yeni Medya: İçerik
Marka yetkililerinin çoğu, 2011’de hangi taktiğin “paid” hangisinin“owned” veya “earned media”olduğu konusunda hararetli tartışmalara girmişlerdir. Bu tartışmaların ortasına girip, “esas medya içeriktir” diye haykırmak isteyenlerdenim. Bu yıl ileri görüşlü markalar ne yapacak? Tüm içeriklerini tek bir iletişim platformunda toplayacaklar, sosyal medyaya yayacaklar, tüketicinin ihtiyacını merkeze koyarak, özel marka deneyimleri sunacaklar.

8 Data Yonetimi 2012 Dijital Trendleri8. Data Yönetimi
Geniş ve karmaşık database’lerin yönetimi önümüdeki dönemin yükselen trendi. Etkin pazarlama programlarını hayata geçirmek için tüketici datasını iyi işlemek, sağlam hedefleme taktikleri geliştirmek çok önemli. Razorfish, yönettiği online medya planlarında iyi segmente edilmiş bir veritabanına dinamik katmanlama tekniğiyle reklam gösterimi yapmış, ROI’ı ortalamada beşe katlamış.

9. Lokasyon Bazlı Pazarlama
Tüketicinin bulunduğu yere göre içerik gösterimi diye özetleyebileceğimiz bu teknik için en verimli platform, mobil. Mesela bir Starbucks dükkanı önünden geçiyorsunuz ve cebinize bir mesaj düşüyor: “Kahvenizin yanında havuçlu kek bedava. WiFi veya RFID teknolojileriyle de yapılır.

10. Tekrar Hedefleme ve Online Davranış Analizi
Eskiden online veya offline hedef kitlemizi nasıl katmanlandırıyorduk: Lokasyon, demografi, SES Grubu, frekansa göre. Son yılarda katmanlandırmanın da 2.0 versiyonu çıktı. Belli kriterlere göre gerçek zamanlı davranış hedeflemesi de yapabiliyoruz:
- Satın Alma Davranışına göre (Son satın alma tarihi, sepet sayısı, paket değeri),
- Web’de dolaşmasına göre (Sitemizi ziyaret etti mi, ürün sayfamızı ziyaret etti mi, form doldurdu mu),
- Sosyal medya davranışları (Marka mesajımızı paylaştı mı?), E-mail davranışı (Okudu ve linkimize tıkladı mı?)
Davranışsal tekrar hedefleme diye çevirebileceğimiz “behavioral retargeting” işte bu yeni katmanlandırma tekniğini bir adım ileri götürüyor ve sitenizi ziyaret etmiş ama istediğiniz aksiyonu almadan çıkmış kullanıcıyı cookie’leyip peşini bırakmamanız sağlıyor.10 retargeting 2012 Dijital Trendleri

11 Gamification 2012 Dijital Trendleri11. Gamification
Oyunlarla yaşıyoruz. Etrafınıza bakın, kariyerimizden, ilişkilerimize her yerde oyun var. Durum böyleyken, oyun mekanizmalarının pazarlamaya sirayeti elbette yeni bir şey değil. Müşteri ilişkileri yönetimi on yıllardır, satın alma karşılığında dağıtılan puanlar, ödüller üzerine kurulu. Şimdi sosyal medyanın yükselişiyle, başka tip bir oyunculuk revaçta. Facebook, FarmVille ve Mafia Wars’un başarısıyla daha da parladı. Foursquare ile herkes bir yerin belediye başkanı. Twitter, çoğu itiraf etmek istemese de bir follower sayısı yarışından ibaret. Ve Klout, oyunların oyunu, sosyal medya oyununu en iyi oynayanları ödüllendiriyor. Markalar da oyun oynamak istiyor, bazıları iyi de oynuyor. Starbucks, Hallmark, Nike ve Ford örneklerini düşünün. Oyun olmayan uygulamaların oyun mekanizmalarını kullanması olarak çevirebileceğimiz “Gamification2012 için çok önemli bir trend.

12. Bulutu da unutmayalım
IT dünyası için “kullanmadığıma ödemem” rahatlığını getiren ve farklı modüllerin servisler aracılığıyla birbiriyle konuşmasını sağlayan cloud computing’in biz faniler için anlamı şu: 2012’de bulut sayesinde her zamankinden daha fazla paylaşacağız, müziğimizi istediğimiz yerden dinleyip, sunumlarımıza her yerden ulaşabileceğiz, bu işin parlayan yıldızı da mobil platform.

Her yıl reklam pastasından aynı payı alıyormuş gibi gösterilse de, gerçekte yine geleneksel mecranın küçülmesine, dijitalin büyümesine tanık olacağız.

VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0 (from 0 votes)
Posted in Dijital Pazarlama, Internetin Evrimi, Trendler | Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Comments

Ölçümleme Aşkı

İtiraf ediyorum, ben ölçümlemeye aşığım! Bunun için yüzlerce neden sayabilirim, örneğin:

Ölçümleme, bildiğimizi sandığımız şeylerden emin olmamızı sağlar. Zamanla işimizde uzmanlaştıkça yapabildiğimiz akıl yürütmelerin gerçekliğini doğrular. Tahminlerimizi dayandıracağımız temelleri hazırlar. Ölçümleme bilmediğimiz şeyleri bize gösterir. Stratejimizin hepten yanlış olmasını engeller, herşeyi rayına koyar. Yeni araçları, mecraları ve iş akışlarını denememizi sağlar. Ölçümleme olmasaydı bir sonraki büyük şeyi yakalayamaz, işimizi geliştiremezdik, çünkü neyin çalışıp neyin çalışmadığını bilemezdik. Ve ölçümleme bize elmayla elmayı kıyaslama fırsatını verir.

Konu kullanıcı planlaması olunca, ölçümleme, verdiğimiz kararın arkasında durabilmek için vazgeçilmezdir. Gelgelelim, ülkemizde 2010 yılı başına dek, aslında en hesap verebilir mecra olan internet tek bir sektörel birim ile ölçümlenmiyordu. Medya planlamacılar olarak, reklam mecralarımız olan sitelerin aylık sayfa gösterimlerini, tekil ziyaretçi sayılarını ve bu ziyaretçilerin sitelerde geçirdiği zamanı, mecraların beyanlarına dayalı olarak öğreniyorduk. Bu beyanat ortamında rakamlar da şiştikçe şişiyor, gerçekten uzaklaşıyordu. Bu da bir kısır döngüye yol açıyordu: mecraya güven artmıyor, yatırım kısır kalıyordu.

Yayıncı sitelerin ortak bir sektörel birimle ölçümlenmesine giden yol uzun ve gürültülüydü, ama sonunda bu günlere geldik.

Ülkemizde, internet ölçümlemesi Gemius ve Comscore tarafından yapılıyor. Gemius’un araştırması sektörel birim olarak kabul görmüş durumda, çünkü araştırma IAB Türkiye önderliğinde RD, RVD ve katılımcı yayıncılar / satış network’leri destekli olarak gerçekleşiyor. Araştırmada en büyük sitelerden Facebook, MSN ve Google yok.

Türkiye İnternet Ölçümleme Araştırmasının, üç farklı bileşeni var:
Site-Bazlı, sitelerin sayfa gösterimlerinin, tekil ziyaretçi sayılarının ve kullanıcıların sitede geçirdikleri zamanın ölçülmesi;
Kullanıcı-Bazlı, kullanıcıların demografik profillerinin ve online davranışlarının analizi;
Offline yapısal araştırma, online yapılan anketin Türkiye’li kullanıcıyı fazla “internetçi” göstermesini engellemek için sonuçlara projekte edilmek üzere, Türkiye internet kullanıcısının demografisini offline metodla her ay ölçümleyen araştırma.
Ekim 2011 verilerine göre Türkiye’li 24,6 Milyon kullanıcının oluşturduğu aylık trafik 13 Milyar sayfa gösterimi.

Bu trafiğin oluştuğu ana site kategorilerinde %48 oranı ile haber kategorisindeki siteler yer almakta. Onu takip eden %28 oran ile alışveriş sitelerinin trafikleri.

alisveris site trafikleri Ölçümleme Aşkı

Kullanıcıların en fazla zaman geçirdikleri kategori, ayda kullanıcı başına 05 saat 6 dakika  ile haber siteleri.

haber site trafikleri Ölçümleme Aşkı

Kategorilerin ziyaretçi açısından en başarılı sitelerine bakarsak:

basarili site Ölçümleme Aşkı

Ekim 2011’de en fazla sayfa gösterimi yapan site Sahibinden.com oldu. Sahibinden.com’u, haber sitesi olan Milliyet, Spor kategorisi olan Maçkolik takip etti.

haber site excell 600x310 Ölçümleme Aşkı

Haber kategorisinde Milliyet.com.tr, önceki aya göre %9′luk bir artış yaşamasına rağmen bir önceki ayda olduğu gibi en yüksek sayfa görüntülenmesine sahip site oldu.

alisveris site excell 600x160 Ölçümleme Aşkı

Sahibinden.com, Ekim 2011’de en yüksek trafiğe sahip olan alışveriş sitesi oldu. Eylül ayına göre sayfa gösterimi %3’lük artış gösterdi. Ceptown, bir önceki aya gore %12 oranında trafiklerini düşürdü.

video siteleri excell 600x193 Ölçümleme Aşkı

Video kategorisindeki Dailymotion.com.tr  139 milyon aylık trafik ile birinci sırada. 18,2 milyon tekil ziyaretçiye sahip olan Dailymotion.com.tr’de ziyaretçiler ortalama 40 dakika sitede kalıyorlar.

sosyal ag excell 600x269 Ölçümleme Aşkı

Sosyal ağlar kategorisi altında (bu araştırmaya Facebook dahil değil) Ekşisözlük’ün aylık trafiği Eylül ayına göre % 1 artışla 180 milyon site trafiğine sahip. Bu kategoride birinci sırada. Ekim ayında 7,2 milyon kişi tarafından ziyaret edildi. En yüksek tekil ziyaretçiye sahip olan blogcu.com sitesi ise, 52 milyon site trafiğine sahip.

oyun site excell 600x157 Ölçümleme Aşkı

Oyun ve gençlik kategorisi kapsamındaki sitelerin en başında hocam.com site genelinde 97 milyon aylık trafik ile yer alıyor. 583 bin tekil ziyaretçisi bulunan sitede ortalama kalınan süre 2 saat 51 dakika.

spor site excell 600x266 Ölçümleme Aşkı

Spor sitelerinde Maçkolik, tüm kategoriler bazında 3. trafiği en yüksek olan site olarak konumlanıyor. Aylık trafiği bir önceki aya göre % 23 artmış. Bu kategoride 153 milyon ile birinci durumda.

kadin site excell2 600x296 Ölçümleme Aşkı

Mynet.com iVillage, Kadın ilgi alanı kategorisinde 15 Milyon site trafiğine sahip. Geçen ayki dataya gore %2 oranında artış yakaladığını görüyoruz.

 

VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0 (from 0 votes)
Posted in Dijital Pazarlama | Leave a comment

Tersine Dijital Bölünme


Ezberler bozuldu: Türkiye’de internet bir kitlesel mecra artık. İnternet ölçümleme araştırmamız, ülke nüfusunun üçte birinin internet kullanıcısı olduğunu gösteriyor (hem de sayıya internet kafelerden bağlananları tam olarak dahil etmeden). Kaliteli içerik arttı, bağlantı ve bilgisayar sahibi olmak ucuzladı, markaların ulaşmaya çalıştığı hemen tüm hedef kitleler online.

Bu durum nasıl bir potansiyeli barındırıyor:

×          25-44 ABC1 SES grubunu mu hedefliyorsunuz, televizyon kampanyanızı dijitalle destekleyip, 6 milyon potansiyel tüketiciye de internetten ulaşabilirsiniz.

×          12-24 yaş arası gençler mi dediniz? 12 milyon her daim online genç karşınızda.

×          Kampanyanızı gazetelerin arka kapaklarını kapatmakla sınırlamayın, aynı gazetelerin ve haber sitelerinin ana sayfalarını da çok uygun fiyata boyayabilirsiniz, 10 milyon potansiyel müşteriniz haberi online’da okuyor çünkü.

×          Rating rekortmeni dizideki kuşaklara giremedinizse üzülmeyin, reklamınızı online dizi yayınlarının önüne koyabilirsiniz, 5 Milyon kişi o diziyi internetten izliyor.

İster yüksek erişim planlayın, ister ince kesitlere seslenin, internet kullanıcıları her kabın şeklini alıyor: Ajansınıza “Online reklamlarım, üç büyük şehirde yaşayan, üniversite mezunu, özel sektör çalışanı, otomobil sahibi, 15 yaş altı 2 çocuğu olan anne ve babalara görünsün” brief’ini verebilirsiniz mesela.

Gelgelelim, ülkemizde dijital pazar bir çelişkiler yumağı. “Digital divide” dedikleri bizim pazarda biraz tersine işliyor, online kullanım alışkanlıklarına bakınca internet kullanıcıları, sektörümüzün ilerisinde görünüyor.

Emekli memurlar maçları internetten stream ederken, çalışan kadınlar blog’ları sıkı takibe almışken, e-ticaret son iki yılda kendini katlamış, anneannelerimiz Facebook post’larımızı “like” ederken bakalım bizim pazarlama iletişimi tarafında neler oluyor:

×          TV reklamımızın prodüksiyon bütçesi 1,5 milyon TL, aynı kampanyanın web sitesine ayrılan para 15 bin TL. “Kampanya banner’ları mı? Bedava olmalı tabi ki.

×          Medya ajansımız reklamverenine sunum yapıyor: Slide’lar sırasıyla; televizyon, basın, outdoor, radyo, sinema veee internet. Dijital dediğiniz, 360’ın son deliği.

×          “Yüksek ROI hedefli internet kullanımı mı dediniz? Hmm, çok sıkıcı. Onu bırakın da, rakibin sitesine koyduğu oyuna bakın. Biz de böyle birşey yapalım. Markamızı sulandırsa da yapalım. Azıcık bir paradan bahsediyoruz zaten, istediğimizi yaparız. Hem bizim dijital ajans çok zıpır, toplantılar eğlenceli geçiyor.”

×          “Sosyal medyada olmak istiyoruz, olup da ne yapacağız, nereye varacağız, bilmiyoruz. Düşünmedik ve hatta düşünmeyeceğiz de. Sosyal medya bizim için araç değil, en ulvi amaç. Ötesi yok. “Post” etmeyi bizim yeni stajer halleder zaten.”

Dijitale böyle yaklaşanlar, dikkat edin, ona “yeni medya” diyorlar. Bu, basit bir telkin metodu. “Yeni” olunca, onu öğrenmek, sindirmek, hep bir sonraki haftaya ertelenebilen ev ödevi haline geliyor, içler rahatlıyor. Oysa adına ister “yeni”, ister “interaktif”, ister “tıklamalı mucize” ne derlerse desinler, dijital hakkındaki iki acı gerçekle yüzleşmek zorundalar:

  1. Dijital hiç yeni değil, örneğin ülkemizde en az 15 yıldır gayet ciddi bir mecra.
  2. Dijital ertelenebilir değil, dolayısıyla dünya dijital medya sayesinde tarihte benzeri görülmemiş biçimde değişirken, sektör, bilgisizlik-erteleme-umursamazlık üçgeninde döneniyorsa, sadece kendine zarar verir.

Kırmızı hapı yutmak isteyenlere naçizane öneriler:

AjanslarMarka yetkilileri
En düşük fiyatı vermeye çalışıp, kendinizi bitirmeyin, “dijital değeri” yaratan, hatta tanımlayan ajans olmaya çalışın. Özellikle global network ajansları, en iyi uygulama örneklerini getirip, deneyimleyip, en iyi çalışan uygulamalar üzerine gitmeli.Elbette konkur açmalısınız, ama en düşük fiyatı vereni değil, marka hedeflerine birlikte koşabileceğiniz en yenilikçi iş ortağını seçin. Parlak fikirleri hayata geçirirken de hakettikleri zamanı ve bütçeyi ayırın.
Öğrenmeye ve uygulamaya emek, zaman ve para ayırın. İmkanınız elveriyorsa her dijital semineri izlemeye çalışın, ötesine geçin, bol bol okuyun, online bültenlere abone olun, webcast’leri takip edin, tek bir alana odaklanmadan ve tekniğe saplanmadan bütünsel bilginin peşinden gidin.Dijital pazarlama yöneticiniz değiştiğinde, kurum, deneyimleri ve öğrenilenleri kaybediyorsa, bir sorun var demektir. Yapılanları iyi takip edip, başarılanların üzerine yenilerini inşa etmenin bir yolunu bulun. Ajanslarınızı da her seferinde yeni gelene herşeyi baştan aktarmak zahmetinden kurtarmış olursunuz.
Yeteneği çekmeye ve tutmaya çalışın. Dijital nefes alıp online’da yaşayan bir nesil iş dünyasına giriyor. Kurum kültürünüz bu insanların rahat edebileceği, bilgilerini geliştirip, paylaşabilecekleri bir ortam yaratırsa, onları başka sektörlere kaptırmazsınız.Hiyerarşide yukarı doğru çıktıkça, karşılaştığınız yöneticiler giderek daha analog kişilerse, dijital eğitimlere onları da dahil etmeye çalışın, dünyadan ödül kazanmış projeleri ve yarattığınız iyi dijital işlerin sevincini paylaşın.
VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0 (from 0 votes)
Posted in Dijital Pazarlama | Leave a comment

Dijitalin Gücü Adına: Starbucks VIA

Dijitale bakış değişiyor: Dijitalin, uzun zaman sadece response pazarlaması için uygun olduğu düşünüldü. Ancak araştırmalar gösteriyor ki, bilinirlik yaratma ve markalama alanında dijital esas gücünü gösteriyor.

starbucks via iab oya ones yasayan 050911 Dijitalin Gücü Adına: Starbucks VIA

Dijital kampanya ölçümlemesi de buna paralel olarak değişiyor:  Click-through-rate’den engagement rate’e, oradan da marka iş hedefleri ölçümlemesine giden bir yola çıkıldı.

Söz konusu olan ölçütler, marka değeri, ROI, bilinirlik, affinity ve satın alma niyeti olduğunda yardımımıza Vizu‘nunki gibi yazılımlar yetişiyor ve online kampanyaları bu kriterlere göre ölçüyor.

IAB Avrupa’nın dijitalin markalama gücü üzerine çok yeni bir araştırması var. Üç FMCG markasının lansman kampanyaları online merkezli olarak yapıldı: Starbucks VIA, Nestle Maggi So Juicy ve GSK’nın enerji içeceği Lucozade için… Kampanyalar sadece basın ve outdoor ile desteklendi ve Haziran 2011′de Starbucks VIA’nın kampanya sonuçları açıklandı. Diğer markalarınki de yıl içinde gelecek.

Araştırmanın sonuçlarını şuradan indirebilirsiniz: Starbucks_Via_IABUK_June2011.

Sonuçlar özetle şunları söylüyor:

  • Online, basın ve outdoor reklamcılığın erişim eksiğini en iyi şekilde tamamlamış,
    Online, yeni markaların lansmanında bilinirlik yaratmada oldukça etkin ve düşük maliyetli bir mecra,
  • Online display’de frekans arttıkça, uygunluk algısı ve satın alma niyeti gibi marka kriterlerinde artış görülüyor.

Demek ki neymiş? FMCG sektöründe bir markanın bile lansman kampanyası, dijital merkezli yapılabiliyormuş.

VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0 (from 0 votes)
Posted in Dijital Medya Planlama, Dijital Pazarlama | Tagged , , , , , , , , , | Leave a comment

Google +: Facebook Gibi Mi, Daha Mı İyi? – 2

Facebook ile Google Plus’ın tüm özelliklerinin hap formatında karşılaştırması. Infografik The Tech Addicts’ten Aman Arora’ya ait.

facebook google plus infographic Google +: Facebook Gibi Mi, Daha Mı İyi?   2

VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0 (from 0 votes)
Posted in Sosyal Medya, Trendler | Tagged , , , | Leave a comment

Google +: Facebook Gibi Mi, Daha Mı İyi? – 1

google vs facebook Google +: Facebook Gibi Mi, Daha Mı İyi?   1Google’ın parıltılı yeni sosyal ağı Google Plus, 20 Milyon üyeye yaklaştı. Tüm zamanların üye tabanını en hızlı büyüten servisine girdiniz mi? Hala davet mi bekliyorsunuz? Girdiyseniz ne düşünüyorsunuz? Facebook’un gelişmiş bir versiyonu mu? Yoksa daha iyi başka bir şey mi?  Google’ın Facebook’tan öğreneceği şeyler vardır mutlaka. Mesela, 700 Milyon insanı nasıl kaptığı. Umalım da Facebook’tan sadece iyi şeyleri öğrensin.

Belirtmeden geçmeyeyim, markalar için önemli bir fark var: Google +’da marka sayfalarına ihtiyaç yok, orada olmak isteyen marka, Google +’ın temel fonksiyonuna applikasyonlar ve web sitesi plug-in’leriyle bağlanmalı. “Rakipte var, bizim de olmalı” diye açtığı Facebook sayfasını, kurumsal sitesini bile doğru dürüst güncelleyemeyen markalar için özellikle rahatlatıcı bir durum.

Google Plus ne artılar barındırıyor, bakalım:

1. Açık: Facebook kapalı bir ağ. Orada paylaştığımız  herşey Faceboook’un yüksek duvarlı bahçesinde kalmaya mahkum. Bizden topladığı tüm veriler de Facebook’un. Fan sayfası açıyoruz, aplikasyon geliştiriyoruz ama emekle oluşturduğumuz topluluğumuzu bilgisayarımıza indiremiyoruz, izin yok. Facebook, topluluğun sahibi. Bu yüzden de markalar bu kapalı ağda yer alabilmek için fan sayfası açıyor.
Daha ilgili arama sonuçlarını ve reklamları getirebilmek için Google da bu veriyi istiyor, Aramanın, sosyal medyanın ve mobilin kesişim kümesi Google için büyük bir güç ama önemli bir şeyi eksik kalıyordu: Veriye erişim.
Google +’da isterseniz tek tıkla datanızı dış dünyaya açabiliyorsunuz. Böylece de Google, sosyal profil ve ilgi alanları verisine kavuşup dev arama / içerik ağında ve canı isterse Google +’da hedefli reklamdan kendine yeni gelir kapıları açıyor.

Google plus app mobile Google +: Facebook Gibi Mi, Daha Mı İyi?   12. Mobil içerik: Sosyal ağ, en fazla büyüyen mobil içerik. Google’ın mobil işletim sistemi Android’in cep telefonlarına kurulumu günde 500.000 aktivasyon hızıyla artıyor. Google +’ın önemli bir parçası Android aplikasyonu. Arama ve sosyal ağ mobil ile bu kadar entegre olunca ne oluyor? Konserde, Google +’ıma login oluyorum, cep telefonumla çektiğim fotoğrafları anında yüklüyorum. Başka bir akşam Google Maps’te yakında iyi bir restoran arıyoruz ve bir arkadaşımızın yazdığı eleştiri yazısına rastlıyoruz, zevkine güveniyorsak oraya gidiyoruz. (İnsanlar hangisine güveniyorlardı? Reklama mı, aradaşlarına mı?) Gelgelelim, Facebook’un hala iPad aplikasyonu yok, dolayısıyla da mobil kullanıcıları hedefleyebileceği bir reklam yapısı da…

google plus hangout Google +: Facebook Gibi Mi, Daha Mı İyi?   13 – Hangout: Circles ve Sparks Facebook’ta da olan işlevlerle aynı ama Hangout farklı. Arkadaşlarınızla toplanıp video chat yapabiliyorsunuz,  isterseniz birlikte YouTube videosu seyredip eğlenebiliyorsunuz… Hangout yıkılıyor… derdim (eğer ki ülkemizde paramızla bizi rezil etmeden, kopmadan, gerçekten hızlı bağlanma şansımız olsaydı) ve demiyorum.

VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0 (from 0 votes)
Posted in Internetin Evrimi, Mobil, Sosyal Medya, Trendler | Tagged , , , | Leave a comment

İyilik Yapıp İyilik Bulan Markalar

Daha önce bir yazımda, “iş hayatım boyunca, bir çok markanın aynı zamanda bir yayıncı da olduğunu anlayamamasını, elindeki ilginç ve zengin içeriği değerlendirmek bir yana, orada olduğunu bile farketmemelerini şaşkınlıkla izledim, izliyorum.” diye yazmıştım. Oysa devir, içerik üretme ve bunu sadece web sitesinde değil, mümkün olan tüm mecralarda özellikle sosyal medyada entegre olarak yayma devri. Henüz bu işe girişmemiş markalar için yayıncı olduğuna uyanma ve bunu layığıyla hayata geçirme treni kaçmak üzere.

Kullanıcı, içeriği farklı platformlarda tükettikçe, markalar mecra olmaya daha çok yaklaşmak zorunda. Hep gözönünde olmak, her seferinde farklı bir yolla faydalı veya eğlenceli içerik sunmak zor, ama son iki-üç yılda birçok başarılı örneğin gösterdiği gibi, marka herhangi bir kaliteli içeriği veya kaliteli eğlenceyi bedavaya sundu mu, tüketicinin kalbi mutlulukla doluyor.

Yani, farkındaysanız artık yeni bir pazarlama formülü var:
Marka = mutluluk

Marka farkındalığı ve sadakati, hatta daha da ileri gidelim marka taraftarlığı yaratmak, tüketiciye yaklaşımın değişmesini gerektiriyor. Kaliteli içerik sunup gönüllerde taht kurmak, mesajı viral reklama gömmek (Old Spice!) ya da reklam kokmayan reklam yapmak benimsenmesi gereken yeni yaklaşım şekilleri.

volvo İyilik Yapıp İyilik Bulan Markalar

Örneğin Volvo, baseball ligi 2011 sezonu açılış günü sporseverlere bir sürpriz yaptı ve iPad, iPhone ve iTouch’ları ile maçları izleyen kullanıcılara normalde MLB.TV’de ücretli olan bu hizmeti bedavaya sundu.

Bu arada Mobext ve Celtra modellerinin de tanıtımını yaptı.

Eminim, bu yaklaşımı, tüketicide güzel duygular yaratmıştır. Volvo da, bu ileri görüşlülüğü sayesinde Apple markası ve birinci lig Baseball ile birarada anılmanın ve bedava reklamın tadına varmıştır.

Coca-Cola’nın Mutluluk Makinesi’ne ne demeli? Bu iş de kendi viral içeriğini yarattı, hem de çığ gibi. Elbette yığınla da ekstra marka taraftarı. Videolardan birinde bir üniversiteli kız, şişe şişe buz gibi Cola ve pizza, dev sandviç gibi sürpriz hediyeler dağıtan (!) ve tüm üniversite kantinini mutlu eden Cola-Cola makinasına sarılıp öpüyor.

Coca-Cola = Mutluluk.

Coke Happiness Video 600x363 İyilik Yapıp İyilik Bulan Markalar

Coca-Cola bu mutluluk uygulamalarıyla Cannes’da Altın Aslan almışken, geçen sene ödül törenine katılanlar ve sanırım bu sene de seminerlere katılanlar için Unilever, Cannes’a a “gülümsemeyle çalışan” ve bedava dondurma dağıtan bir makine dikti. ”Share Happy” sloganıyla çalışan makine, yüz tanıma teknolojisiyle, kullanıcısının yaşını, cinsiyetini anlıyor ve yeterince gülümseyenlere bedava dondurma veriyor.

Unilever = Mutluluk

Unilever Smile Machine 600x367 İyilik Yapıp İyilik Bulan Markalar

İçinde bulunduğumuz ortamda kullanıcı, içeriği istediği zamanda, istediği ekranda ve mümkünse bedava tüketmeyi talep ediyor. Markalar  da buna ayak uydurmaya, iyilik yapıp iyilik bulmaya çalışıyorlar.

VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0 (from 0 votes)
Posted in Dijital Pazarlama, Internetin Evrimi, Trendler | Tagged , , , , , , , | Leave a comment

Interact Barcelona 2011’den Bildiriyorum…

interact barcelona 111 Interact Barcelona 2011’den Bildiriyorum...IAB (Interactive Advertising Bureau) Europe’un interaktif reklam sektörü kapsamında her yıl düzenlediği seminere bu yıl, son üç yıldır katıldığım gibi sadece IAB Türkiye Yönetim Kurulu üyesi olarak değil, aynı zamanda IAB Europe Mobil Komite üyesi olarak katıldım.

Seminer başlamadan bir gün önce, 7 Haziran’da sadece IAB Europe üyeleri olarak toplandık ve IAB dünyasında son bir yılda olup biteni konuştuk, seminer programında sunulacakların üzerinden geçtik, yapılan araştırmalar ve yayınlanacak white paper’lar hakkında bilgi aldık. Ayrıca mobil komite olarak da toplandık, burada benim hazırlayacağım ve IAB Europe Mobil Komite’nin 2011’deki ikinci white paper’ı olarak yayınlanacak “Mobile in Media Mix” başlıklı çalışma için zamanlamayı Eylül 2011 olarak belirledik.

Bu arada buralardaki en önemli gelişme, 2 ay önce IAB Europe’un EIAA (European Interactive Advertising Association) ile IAB Europe çatısı altında birleşmesi olmuş. IAB’nin regülasyon ve sektörün sesi olma çalışmalarıyla EIAA’in araştırma odaklı yapısını birleştirerek daha güçlü bir ticari dernek oluşturulması amaçlanmış. Benim bildiğim kadarıyla, bu iki dernek son iki yılda kapsam çakışmasından dolayı epeyce bir itişmişti.

Interact kongrelerinde interaktif reklam genelde diğer mecradan bağımsız olarak ele alınır, performansına ve gelişimine odaklanılır. Bu sene ise dijitalin markanın toplam iletişim planı içindeki rolü ve diğer medya ile etkileşimi merkez alınmış. Ana tema: “Online ve Geleneksel Mecra: Mükemmel Birliktelik”.

Bu tip reklam / pazarlama dünyası seminerlerinde asıl amacın networking olduğunu, içeriğin ise çoğunlukla “bir parmak bal” olduğunu, sunumlardan yola çıkıp kendi araştırmanızı yapmazsanız, öğrendiklerinizin uçucu olduğunu bilirsiniz. IAB Europe kongrelerinde ise özellikle “data data” konuşulan bölümler ağırlıkta ve uçucu değil, insanın ufkunu açıyor.

Ayın 8’inde sabahtan yeni IAB Europe Yönetim Kurulu seçildi, Türkiye’nin küçük de olsa şansı vardı ancak olmadı, umudumuz 2013’e. İlk günkü kongre programı IAB odaklıydı. İki salonda iki farklı seminer sürdü: ilki araştırma, ikincisi branding ve sosyal medya ağırlıklıydı. Ben araştırma session’ını daha dolu (sadece bir parmak baldan fazla) buldum ve onu izledim. Önce Avrupa Online AdEx araştırması sonuçları sunuldu, ki konferansın en çarpıcı verileri bu sunumdaydı. IAB Avrupa üyesi olarak, 25 Avrupa ülkesini kapsayan bu araştırma sonuçlarını sizinle ilk paylaşan ben olayım (bu hafta içinde IAB Europe sitesinden de indirebilirsiniz).
Avrupa dijital reklam pastasının büyüklüğü, 17.7 milyar Euro. Internet reklamcılığı, 2009’dan 2010’a ortalamada %15.3 artmış. En büyük büyümeyi online display reklam göstermiş ve %21.3 büyümüş (bence buna katkı sağlayanlar, dijitalin “branding”deki gücünün anlaşılması, aramanın içerik ağı display ile desteklenişinin artması, yine branding için rich-media ve video reklamların yoğun kullanışı). Dijitalin toplam Avrupa reklam pastasındaki payına da dikkatinizi çekerim: %18. Türkiye’de yaratılmak istenen %7 algısından ne kadar da farklı. Türkiye, Rusya’dan sonra online reklamdaki %29’luk artışla, büyümede ikinci sırada. Son slide’daki pazar büyümesi ve olgunluk matrix’inde Türkiye’nin yer aldığı noktaya dikkatinizi çekerim. Gerçekten, baskılara rağmen dijital ülkemizde sonunda büyük çıkışını gerçekleştirecek gibi görünüyor.

Ayrıca, bizim komitenin bu yılki ilk white paper’ı olan Avrupa Mobil Reklamcılık Pazarı araştırmasındaki çarpıcı sonuçlar paylaşıldı. White paper’ı da şuradan indirebilirsiniz:
Aynı session’da Microsoft, gerçekten ilginç sonuçlar içeren Shopper Journey araştırması sunuldu. Bu arştırmanın pdf’ini daha önce internetten okumuştum. Siz de buradan okuyabilirsiniz.
Ardından online video, oyun platformları gibi yeni gelişen mecralar ve geleneksel ile online mecranın metriklerinde birleşme konularının aktarıldığı bir dizi konuşma yapıldı. Bu akşamın sonunda ise otobüslere doluşup, IAB Europe Mixx ödüllerinin ve araştırma ödüllerinin dağıtılacağı Montjuic’teki Esferic adlı kokteyl mekanına gittik. IAB Türkiye Mixx’de oyun dalında Lenovo için hazırladığımız “Augmented Reality F1 Facebook App” projemizle, ekibimle beraber altın Mixx kazandığım için umutlanmıştım, ama olmadı. Bu sene kazanan işlerin bazıları çok iyi, o yüzden IAB Europe Mixx birincileriyle ilgili ayrı bir yazı yazmayı planlıyorum.

Esas konferans günü ertesi gündü. WPP Digital’in CEO’su ve Strateji Direktörü Mark Read, 360 derece medya kampanyalarını odak alarak sektöre tepeden bir bakış aktardı. Microsoft’un global pazarlamadan sorumlu başkan yardımcısı Marc Bresseel, önceki günkü Shopper Journey araştırmasına da referans vererek, tüketicilerin ve kampanyaların değişimine değindi: Interaksiyon ve içerik zenginleşiyor, aynı anda farklı kanallardan farklı deneyimler yaşanıyor, ROI eskisine göre çok daha detaylı ölçümlenebiliyor.. Heineken’in dijital medya yöneticisi Floris Cobelens, StarPlayer Facebook ve iPhone aplikasyonunu anlattı. AKQA yapmış ve tüm dünyaya bu iş nasıl yapılır göstermiş.
HeinekenStarPlayer o Interact Barcelona 2011’den Bildiriyorum...Taraftar olarak profilinizi yaratıyorsunuz, UEFA Şampiyonlar Ligi maçlarına senkronize olarak oyuna başlıyorsunuz. Oyun boyunca bir sonraki 30 saniye boyunca hangi takımın gol atacağını tahmin etmek için size 8 şans tanınıyor. Gole daha çok zaman kala doğru tahminde bulunduysanız daha çok puan kazanıyorsunuz. Futbol bilgisine ve parmağının hızına güvenenler için. Bana ifade ettiği şey: Mobil ile TV’nin müthiş birlikteliği.

Star konuşmacılar yoktu belki ama zengin içerikli bir kongreydi. Tüm kongre programına buradan ulaşabilirsiniz.

Ayrıca enteresan bir şey vardı; Türkiye’de pazarın ciddi kıpırdanışına gösterge olabilecek bir şey: Türkiye’den olduğumu öğrenen bazı katılımcılar, özellikle networking çabasına girdiler. Aralarında 3 farklı şirketin temsilcisi İstanbul’da ofis açma hazırlığında olduklarını belirtti, hemen hepsi de affiliate network.

VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0 (from 0 votes)
Posted in Dijital Pazarlama, Internetin Evrimi, Trendler | Tagged , , , , , , , | Leave a comment

Online Video ve Online GRP – 2

Geçtiğimiz hafta, markalar için, akılcı bir dijital pazarlama stratejisini ertelemenin büyük bir lüks haline geldiğinden bahsetmiştim. Araçlardan bağımsız olarak amaca yönelik strateji kurarken, mecralar arası terminoloji transferinin faydalı olabileceğine değinmiştim… Bu hafta da bir çözüm önerisi:

BİR ÇÖZÜM ÖNERİSİ: GELENEKSEL MEDYA ÖLÇÜTLERİ İNTERNETE  

İnternetin dışarıda bırakılıp, genel pazarlama iletişimine entegre edilememesi durumu sadece bizim pazarımıza özgü değil. Amerika veya Avrupa gibi daha gelişmiş pazarlarda bile, mecranın toplam reklam pastasından aldığı pay çok daha büyük olsa bile, hala, interneti geliştirmek için yapılması gerekenler, tartışılan en sıcak konulardan. Bulunan çözümlerden biri, internet mecrasının ölçüm ve planlama metriklerini, geleneksel medya terminolojisiyle konuşturmak. Özellikle de televizyonunkiyle. “Reklamveren, internet ile TV ile arasında elmayla elma karşılaştırması yapabilirse, internetin alacağı medya yatırımı artacak” diyenlerin önerdikleri çözüm bu.
Bu görüşe katılmayanlar da var. İnternetin, çok ince kesit hedefleme yapılabilen, detaylı planlanabilen ve çok ayrıntılı raporlanabilen kendine özgü bir kitlesel mecra olması sebebiyle, kendi metriklerini hakettiğini düşünüyorlar ve terminoloji transferine ‘hayır’ diyorlar.
Yine de interaktif reklam piyasasındaki temel eğilim, tahmin edeceğimiz gibi, reklam yatırımının büyük kısmını elinde tutan ve “offline” düşünenlere ayak uydurmaktan yana. Dolayısıyla interneti geleneksel medya metrikleriyle konuşturmaya çalışıyorlar.
Çalışıyorlar dedik, çünkü bu iş düşünüldüğü kadar basit değil. Bunun için çeşitli araçlar geliştiren ölçümleme şirketleri var. Bu transferde karşılaşılan zorluğa geçmeden önce geleneksel reklamcılığın kullandığı temel ölçütlere bakalım: 


Erişim: Verili bir evrende verili bir süre içinde, belli bir reklamı en az bir kere izlemiş kişiler.
GRP (Gross Ratings Points): Bir medya satın alımındaki toplam izlemenin hedef kitle popülasyonuna bölümünden elde edilen değer.
Etkin erişim (Effective Reach): Toplam evrenin belli bir frekansla erişim sağlanan yüzdesi.
  


Bu metrikler, online’da da elbette var. Belli bir online medya satın alması için düşündüğümüzde, kolaylıkla hesaplanabiliyorlar. Buradaki temel zorluk; erişim ve frekans düzeylerini plan öncesi tahmin etmek için gereken datayı bulmada yaşanıyor.
İki önemli dataya ihtiyaç var:
1 –
Reklam verilecek sitelerin kullanıcı demografik yapısının tahmini – Sektör birimi olan ölçümleme araştırmasından veya bağımsız diğer ölçüm şirketlerinden edinilebilir (Örn. sektörel ölçümleme birimi olan, IAB Türkiye yönetimindeki gemiusAudience datası).
2 - Reklam verilecek sitelerin kullanıcı düzeyinde geçmişe dönük frekans datası – Bir çok sitede bir çok farklı markanın kampanyalarını sunup takip etmiş büyük ölçümleme / adserving şirketlerinden elde edilebilir. (Ülkemizde bu datayı pazara ürün olarak sunan bir marka bildiğim kadarıyla yok, ama Amerika’da Atlas bu işi yapıyor. Yıllarca server’ları üzerinden sunulan ve takip edilen kampanyalardan datayı harmanlıyor ve online reklam izlenmesi ve erişim arasındaki ilişkiyi modellemek için kullanıyor.)  

Bu iki data elimizde olduğunda, online’da geleneksel ölçütlerle planlama yapmak için gereken düzleme kavuşmuş oluruz.  

ONLİNE’DA GRP NASIL ÇALIŞIR?  

Online GRP için formül basit:  


Online GRP = Sitede alınacak toplam impression / Erişim sağlanacak toplam izleyici  


Internette, kullanıcıların TV izleyicisine göre çok daha fazla parçaya bölünmüş olması ve aynı mesajı farklı bireylerin farklı frekanslarla görecek olması, online medya planlamacıların, online GRP ölçütlerine erişim öngörüsünü de ilave etmelerini gerektiriyor.  

ONLINE’DA ERİŞİM NASIL ÇALIŞIR?  

İnternette reklamın her izlenmesi ‘log’lanır ve erişim tam olarak raporlanır. Burada mesele, online’da bir kampanyanın kesin erişim rakamını tahmin etmek ve buna göre medya satın alma yapmak. Online erişimi tahmin etmek, TV veya radyodaki erişimi tahmin etmekten farklı. Geleneksel medyada erişim, bir kampanyayı gören toplam izleyici sayısı. Online’da ise hesap biraz daha karışık: Diyelim ki, 1 milyon gerçek kullanıcısı olan bir siteden 1 milyon impression satın alacağız. Bu kampanyanın sitenin toplam popülasyonuna erişimi çok düşük olabilir. Çünkü alınacak 1 milyon impression, sitenin aylık trafiğinin küçücük bir parçası olabilir. O yüzden de online erişimi tahmin etmeye çalışırken, bu sitenin frekans dağılımlarını, belli bir zaman aralığındaki impression sayısını ve diğer sitelerle belli bir kitledeki örtüşmeler gibi ince detayları da dikkate almalıyız.  

Erişim tahminindeki zorlukları biraz açmak için, -Atlas Insights sitesinden aldığım bir grafiğe-, belli bir kampanyadaki biri küçük biri büyük iki web sitesinden satın alınmış aynı sayıdaki impression’ın nasıl farklı site erişim eğrileri çizdiğine bakalım. Bu eğriler, site kullanıcılarının frekans dağılımına göre çizilmişler. Daha sonra da istatistiksel bir simülasyonla, erişim ve impression arasındaki ilişki modellenmiş:  

online etkin erisim Online Video ve Online GRP – 2  

Aynı impression düzeyinde, küçük site, büyük siteye göre izleme doygunluğuna çok daha çabuk ulaşıyor.
Büyük site ise sürekli erişimi artırıyor.  

ONLİNE’DA EFEKTİF ERİŞİM NASIL ÇALIŞLIR?  

Bu tablodan, “küçük sitelerin potansiyel erişim düzeyleri düşüktür, plandan çıkarılması gerekir” gibi anlamsız bir sonuç çıkarmamalı, bir de etkin erişim ölçütüne bakmalıyız:
Etkin erişim, hedeflenen kadar veya üstü frekans düzeyinde erişim sağlanan izleyicilerin yüzdesini verir.  

online etkin frekans1 Online Video ve Online GRP – 2  

Bu tabloda da her iki siteden de aynı sayıda impression satın alındığında, farklı frekans düzeylerinde kaçar kullanıcıya erişim sağlandığını görüyoruz. Büyük sitede en sık frekans 1 iken, küçük sitedeki en sık frekans 3. Yani, küçük sitede reklam, en yüksek erişim düzeyinde daha yüksek frekans sağlamış. Bu da daha yüksek etkin erişim anlamına geliyor.  

Belli bir hedef kitlede etkin erişim hedefini tanımlamış bir online planlamacı, küçük sitede reklam yayınlamanın fiyat/verim dengesini büyük sitedekine göre daha uygun bulabilir. Kısaca, etkin erişim tahmini, medya planlama aşamasında site seçim kararını çok etkileyen bir faktör durumunda.  

Geleneksel medya metriklerinin, online medyaya transferinde bu tip zorluklar, ancak data ile aşılabilir.  

Haftaya: Online video marka için nasıl çalışır?

VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0 (from 0 votes)
Posted in Dijital Medya Planlama, Dijital Pazarlama, Online video, Trendler | Tagged , , , , , , , , | 1 Comment

Online Video ve Online GRP – 1

Dijital pazarlama sektöründeki yıllarımı, internetin gelişimini ve buna ayak uydurmaya çalışan reklamveren davranışlarını izleyerek geçirdim. Önce geleceğin medyası, uzunca bir süre de yeni medya olarak adlandırdılar interneti. Şimdinin medyası olarak algılanmadığı için markanın pazarlama iletişimine tam olarak entegre edilmesi de sürekli ertelendi. Ancak, 3-4 yıl önce büyük bir şey oldu: İnternet mass mecra olmanın temel gerekliliği olan, ‘kritik kitle’ye kavuştu. Dolayısıyla, markalar için, iş hedeflerine yönelik akılcı bir dijital pazarlama stratejisini ertelemek büyük bir lüks haline geldi.

Bugün IAB Türkiye İnternet Ölçümleme Araştırması’na göre, Türkiye’de 24,2 Milyon internet kullanıcısı var ve bu kadar insan içinde, markaların hedeflediği tüm kitleler var. Araştırmaya göre, Türkiye’de internet kullanıcılarının büyük çoğunluğunu, satın alma gücü yüksek, karar verici kitle oluşturuyor: Bu kitlenin %41’i 25-44 yaş aralığında, %53’ü ABC1 SES grubunda, %33’ü 25 yaş üstü ve hane alışverişinden sorumlu, %99’u hergün veya haftada birkaç kere internete bağlanıyor, %79’u gazeteyi internetten okuyor…Araştırma sonucunda çıkan Türkiye internet kullanıcı profilinin ezberleri bozduğunu, internetin bir mass mecra olduğunu görüyoruz, ama ‘niş’lerin toplamı bir ‘mass’ mecra.
EIAA’in Aralık 2010 tarihli European Media Landscape Raporuna göre, Türkiye’de insanlar, haftada yaklaşık 12-13 saatlerini internet karşısında geçiriyorlar.

Rakamlara rağmen, ajanslardan geçen reklam yatırımında internete ayrılan pay hala %7 civarında. Çünkü hala, dijital iletişimi, markanın genel pazarlama iletişimi gemisine bindiremeyen, aynı KPI’lara koşturamayan markalar var. Böylece online operasyonlar, genel pazarlama hedefleri ile ilgisizleşebiliyor. Sonra da bu sonuçlar için mecranın kendisini suçlanıyor, yatırımı gereğince artmıyor. Bu bir kısırdöngü.
Oysa, online mecrada elde edilen kötü sonuçlara çoğunlukla teknik eksiklik değil, vizyon eksikliği yol açıyor.

Evet, dijital pazarlama, eski pazarlamadan daha komplike olabilir, ama onu komplike yapan farklı operasyonel kaynakları, farklı iş akışları ve altyapı gereksinimleri, yani araçları. Amaçta ise farklılık olmamalı. Dijital pazarlama stratejisinin, genel pazarlama stratejisiyle aynı iş hedeflerine hizmet etmesi gerektiğine inanan üst düzey pazarlama profesyonelleri, araçlardan bağımsız olarak pazarlama iletişimini tüm mecralarda aynı amaca koşturmak üzere hazırlandılar. Onlar; hala dijitalin gelecek olduğunu düşünmek isteyen rakiplerinin tersine şimdinin medyasına hazırlar.

tv internet11 Online Video ve Online GRP   1BİR ÇÖZÜM ÖNERİSİ: GELENEKSEL MEDYA ÖLÇÜTLERİ İNTERNETE

İnternetin dışarıda bırakılıp, genel pazarlama iletişimine entegre edilememesi durumu sadece bizim pazarımıza özgü değil. Amerika veya Avrupa gibi daha gelişmiş pazarlarda bile, mecranın toplam reklam pastasından aldığı pay çok daha büyük olsa bile, hala, interneti geliştirmek için yapılması gerekenler, tartışılan en sıcak konulardan. Bulunan çözümlerden biri, internet mecrasının ölçüm ve planlama metriklerini, geleneksel medya terminolojisiyle konuşturmak. Özellikle de televizyonunkiyle. “Reklamveren, internet ile TV ile arasında elmayla elma karşılaştırması yapabilirse, internetin alacağı medya yatırımı artacak” diyenlerin önerdikleri çözüm bu.

Bu görüşe katılmayanlar da var. İnternetin, çok ince kesit hedefleme yapılabilen, detaylı planlanabilen ve çok ayrıntılı raporlanabilen kendine özgü bir kitlesel mecra olması sebebiyle,  kendi metriklerini hakettiğini düşünüyorlar ve terminoloji transferine ‘hayır’ diyorlar.

Yine de interaktif reklam piyasasındaki temel eğilim, tahmin edeceğimiz gibi, reklam yatırımının büyük kısmını elinde tutan ve “offline” düşünenlere ayak uydurmaktan yana. Dolayısıyla interneti geleneksel medya metrikleriyle konuşturmaya çalışıyorlar.

Çalışıyorlar dedik, çünkü bu iş düşünüldüğü kadar basit değil. Bunun için çeşitli araçlar geliştiren ölçümleme şirketleri var.

Geleneksel reklamcılığın kullandığı temel ölçütlere ve sonrasında da bu transferde karşılaşılan zorluğa haftaya bakacağız.

(Konuk yazar olarak yer aldığım 15 Mart tarihli IP Dergisi’nde çıkmış yazımın ilk bölümüdür.)

Haftaya: Bir Çözüm Önerisi – Geleneksel Medya Ölçütleri İnternete…

VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0 (from 0 votes)
Posted in Dijital Medya Planlama, Dijital Pazarlama, İnternet Ölçümleme Araştırması, Online video, Trendler | Tagged , , , , , , , , | Leave a comment

Mobil Pazarlama: Neden ve nasıl? – 3

Mobil pazarlamaya yavaş yavaş ısınmaya devam edelim. Geçen hafta “yeni ve etkileyici teknolojiler ve aplikasyon bazlı projeler bulalım, en önemlisi de mobil internette, web’deki reklam kirliliğinin olmadığının, kaliteli içeriğin ortasında markanın reklamının tek başına yer alacağının ve yüksek tıklama oranlarının altını iyice çizelim.” diye yazmıştım.

Yeni ve etkileyici teknolojilerden ilki Augmented Reality diye değinmiştim, ikincisi ise lokasyon bazlı servisler.

Şimdilik “gizlilik haklarımız” konusunu bir kenara bırakalım. Bu servisler, kullanıcıyı satın alma hunisinin ucuna getirebilir. LBS’den önce marka kullanıcıya şöyle diyordu: “Bana şurada ve şurada ulaşabilirsin”. LBS’den sonra ise marka kullanıcısına “Ben sen neredeysen, oradayım” diyor.
Location Based Services Mobil Pazarlama: Neden ve nasıl? – 3LBS, kullanıcının satış noktasına yakınlığını, arkadaş çevresinin yazıp çizdiklerini, otobüs seferlerini veya hava durumu bahane edip, her durumda kullanıcıya mesajını ulaştırmayı başarır.
Foursquare gibi sosyal network’lerin bazı, LBS. Olay, telefonumuzun GPS fonksiyonu ile ‘neredeyiz ne yapıyoruz, arkadaşlara haber verelim, istersek direkt twit’leyelim’den ibaret. Foursquare’de aynı zamanda “tips” adı altında ciddi bir mekan datası da var. Bir çok insan şimdilik bunu sadece “neredeyim”i bildirmek için kullansa da, “öneri” potansiyeli ciddi gelecek vaadediyor.

Tamam da, LBS’i medya planımıza nasıl dahil edelim?
Mobil pazarlamanın geleceği sadece teknolojik gelişmelere değil, aynı zamanda diğer mecralarla nasıl entegre edileceğine de bağlı. Bu aslında bütün dijital iletişim araçları için geçerli. Ayrıca dijital medya uzun süredir o kadar bağımsız ele alınıyor ki, belki de mobil hakikaten eksik halkadır.

Reklamveren veya ajans, mobili iletişim planlarına koyarken şunara dikkat etse, hayat kolaylaşabilir:
1. Mobil reklamımın özellikleri ne olacak? (anlık mı, öz mü, kişisel mi?)
2. Tüketicimin bundan çıkarı ne olacak?
3. Hangi mobil teknolojileri kullanmalıyım? QR code promosyon mu yapmalıyım? Geleneksel mecra ile entegre bir proje mi yapmalıyım? Bu geçişi AR ile mi sağlamalıyım? Lokasyon bazlı mesaj mı iletmeliyim? İçeriği nasıl zenginleştirebilirim? Kısaca sadece yanar döner olmasın, tüketicimin de işine yarasın istiyorum, ne yapmalıyım?
4. Değerlendirme kriterlerim neler? Erişim, tıklama oranı, tıklama başı maliyet? Yoksa kullanıcının etkileşim kalitesi hepsinden daha mı önemli?

Uzun lafın kısası, mobilin iletişim platformu olarak avantajlarının altını çizmeliyiz. Herhangi bir yerde herhangi bir zamanda kullanıcıya kesin erişim, anlık geri dönüş potansiyeli ve bir sürü dikkat çekici teknolojik yenilik. Elbette, bu avantajlar mobil, pazarlama hedefleriyle uyumlu kullanıldığı sürece avantaj.

Kulanıcı geleneksel reklam mesajlarına çoktan bağışıklık kazandı. Bu yüzden onların en özel kabul ettiği cihazda karşılarına itme reklamla değil, içerikle, katma değerle ve yeni teknolojilerle çıkmak gerek (bkz. Biz Akıllı Telefonlular).

Mobile hazır mıyız?

VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0 (from 0 votes)
Posted in Dijital Pazarlama, Mobil, Sosyal Medya | Tagged , , | Leave a comment

Mobil Pazarlama: Neden ve nasıl? – 2

Ülkemizde mobil telefon penetrasyonu %85, GSM aboneleri 61,5 Milyon. Bunların 11,4 Milyonu 3G abonesi ve 9 Milyonu mobil Wi-Fi ile internette diye yazmıştım. Ama mobil reklam halen, dijital reklam (display + arama motoru + mobil) harcamasının sadece küçücük bir parçası.

Sebep ne? Bir kere, içerik ve dolayısıyla erişim halen çok kısıtlı: toplamda aylık 8-10 milyarlık internet sayfa gösterimine karşın 700-800 Milyon mobil internet sayfa gösterimi. 4 inch ekranlardan sözetsek bile, mobilin bilgisayar ekranındaki görsel etki ve içerik derinliğinin getirdiği deneyimle kıyaslanamayacağı açık. Dolayısıyla reklamvereni mobil reklama ciddi bir yatırıma ikna etmek zor.

Peki, ne yapmalıyız? Reklamvereni, mobile yavaş yavaş ısındırmalıyız. Bol bol yeni ve etkileyici teknolojiler ve aplikasyon bazlı projeler sunmalıyız. Rakipleri arasında ilk olacağını vurgulamalıyız. En önemlisi de mobil internette, web’deki reklam kirliliğinin olmadığının, kaliteli içeriğin ortasında onun reklamının tek başına yer alacağının ve alacağı yüksek tıklama oranlarının altını iyice çizmeliyiz.

Yeni ve etkileyici teknolojilere gelelim. Hepsinin başında bence augmented reality (AR) geliyor. 360 derece pazarlamanın satış noktası entegrasyonu için süper bir icat. Bu teknoloji sayesinde, cep telefonunuzun kamerası, gerçek dünya ile sanal interaktif uygulamaları birleştiren bir kapı haline geliyor. QR kodlara göre çok daha üstün uygulamalar yapılabiliyor.

Bir çok içecek ve otomobil markası, AR’ın potansiyelini farketmiş durumdalar. AR, satış noktası ve basın reklamlarının 3 boyutlu geleceği olacak.

mobil pazarlama ar Mobil Pazarlama: Neden ve nasıl? – 2

Haftaya: Lokalizasyon bazlı servisleri pazarlamamıza nasıl dahil edelim?

VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0 (from 0 votes)
Posted in Dijital Pazarlama, Mobil | Tagged , , , , , , , , | Leave a comment

Mobil Pazarlama: Neden ve nasıl? – 1

Farkında mısınız, mobil telefon penetrasyonunun %85 olduğu, GSM abonelerinin 61,5 Milyona ulaştığı bir ülkede yaşıyoruz. 11,4 Milyonu 3G abonesi ve 9 Milyonu mobil Wi-Fi ile internette. Hal böyleyken, mobil teknoloji ve iletişimi, pazarlama mix’lerimize girmesini düşünmenin zamanı geldi ve geçiyor. Hemen atlamamak gerek elbette, önce doğru mobil aracı ve mesajı bulmak gerek.

Öncelikle kampanyamıza mobil uygun mu değil mi diye düşünmeli. Mobil, hedef kitle ile bağlantı kurmanın ve kişisel interaksiyonun en iyi yollarından biri olsa da, her kampanyaya uygun değil.

Mobil pazarlama, uzun ince bir yol: Hedef kitlenin mobil kullanımını kavramaktan, onlara mobil web’in mi, mobil email’in mi, lokasyon bazlının mı uygun olduğuna karar vermeye, diğer pazarlama aktiviteleriyle bağdaştırmaktan başarıyı kriterlerini ölçümlemeye giden. Mobil araçlar ve başarı kriterleri haftaya yazmak istediğim entry’nin konusu…

Bugün, mobil tüketici hakkında Microsoft Tag’in bir infografiğini paylaşmak istiyorum. Umarım mobil kullanım datasına yakın zamanda kavuşuruz ve Türkiye mobil kitlesi için bir infografik de ben hazırlarım:

mobile infographic Mobil Pazarlama: Neden ve nasıl?   1

VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0 (from 0 votes)
Posted in Dijital Pazarlama, Mobil | Tagged , , | Leave a comment

Viral Videonun Gizli Formülü

Facebook’ta bir gün içinde piyano çalan sevimli kedi videosunu 10 binlerce kişinin “like” etmesi tesadüf mü yoksa viral pazarlama zekasının sonucu mu?

Elbette, yaratıcılık önemli bir faktör ama aynı zamanda online video için, deneme-yanılma yöntemiyle erişilen bir başarı formülü var gibi. En önemli etken tabi “paylaşılabilirlik”. Formülün diğer bileşenleri:

  • Kısa video daha iyidir.
  • Facebook bu işte  iyidir.
  • Paketlenmiş tüketici malları iyi çalışır.
  • Y Kuşağını ve kızları hedefleyin.
  • Amerika’nın doğu yakası bu işe daha duyarlı (bu bizi pek ilgilendirmiyor).

Jolie O’Dell, Mashable’daki yazısında “videonun viralleşmesi, sanattan çok bilimdir” diyor. Yazıya eşlik eden infografiğe bir göz atalım. Jun Group’tan Brian Sieber yaratmış.

video image Viral Videonun Gizli Formülü

VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.16_1159]
Rating: 0 (from 0 votes)
Posted in Online video, Sosyal Medya | Tagged , , | Leave a comment