Mobil Köylüler, Networking Manyaklarına Karşı…

Sosyal_medyanin_gelecegi_Oya_Yasayan

Size de biraz bezginlik vermedi mi?

Durum güncellemeleri ve mesaj bombardıman altındayız. Ailemiz, arkadaşlarımız, bağlantı kurduğumuz işyerinden insanlar, nereden tanıdığımızı bile hatırlamadığımız ama eskaza eklediğimiz birtakım başkaları, beğendiğimiz sayfalar, hiç susmadan konuşuyorlar ve biz artık takip edemiyoruz. Gereksiz, alakasız, gürültücü bir veri bombardımanı.

Günlük internet kullanımımız laptop’larımızdan uzaklaşıp mobil cihazlara geçti. Elimizde akıllı telefonlar, tabletler var. Kablosuz bağlantılar hızlandı. Sitesini mobile adapte geliştirmeyeni dövüyorlar. Ama içerik bombardımanı altında ezilmek, anlamlı iletişime muhtaç olmak hala baki. İşte bu derdimize çare, niş sosyal ağlar.

Devamını Oku

Facebook’un WhatsApp’ı Satın Alması Hangi Yolculuğun Başı?

Geçtiğimiz hafta, dünyada dijital pazarlama gündeminde en başa Facebook’un WhatsApp’ı 19 Milyar $’a satın alması oturdu. 19 Şubat’ta WhatsApp’ın resmi blog’undaki yazı, uygulamanın kullanıcılarına satışı duyurdu ve kullanıcı açısından hiçbirşeyin değişmeyeceğinin, şirketin özerk ve bağımsız kalacağının garantisini verdi.

WhatsApp neydi, derseniz: 5 yaşında, bana kalırsa biraz çirkince görünümlü, reklam geliri olmadan kullanıcıları arasında metin, görsel, video, lokasyon ve iletişim bilgisi post etmelerini sağlayan bir mobil uygulama. Dünya üstünde ağırlıklı Afrika, Hindistan, Güneydoğu Asya ülkelerinde kullanılıyor. Her gün 1 milyon kullanıcı ekleyerek popülerleşiyor. Gelgelelim, WhatsApp’da da, başka mesajlaşma uygulamalarının etrafında da bir “hendek” yok, Herşeyimiz, kimliğimiz Facebook’tayken, yeni bir mesajlaşma uygulamasına kaydolmak için tek gereken telefon numaramız ve adres defterimiz ve yenisine geçmek bir dakikamızı almaz.

Facebook WhatsApp'ı Neden Satın Aldı

19 milyar doların mantığını anlamaya çalışalım:

Yanıt kullanıcı sayısı mı?
WhatsApp 450 milyon kullanıcıda.
2012’de 100 milyona yakın kullanıcısı olan Instagram’ın 19 katı değerleme almış.
WhatsApp’da Twitter’ın kullanıcı sayısının neredeyse iki katı üye var. Buna rağmen Twitter, pazar değerlemesi 30 milyar $.
Kullanıcı sayısı en önemli değişken değil demek ki.

Devamını Oku

2012 Dijital Pazar Trendleri

2012 Dijital Trendleri ’nde Türkiye pazarını etkileyecek olanları çıkardım, hem de tam 12 tane çıkardım. İçiniz rahat olsun, dijital, 2012’de de pazarlama dünyasının en dinamik ve en yenilikçi mecrası olmaya devam edecek. Ajanslar, bu yılı, yeni tüketici davranışlarına ve yeni pazarlama taktiklerine adapte olmaya çalışarak geçirdiler. Bu yıl da uğraşmaya devam: Farklı ekranlarda videoyu nasıl yönetiriz, sosyal medyadaki değişimlere nasıl ayak uydururuz, mobilde ne yapmalı?
Türkiye 2012 Dijital Trendleri ve dijital pazarlama manzarasında ne gibi gelişmeler olacak, bakalım:

1. Dijital Yakınsamanın Yılı
2011 yılı “doğru dokunuşun yılı” oldu. Markalar, çok kanallı iletişim stratejisinde doğru mesajı, doğru hedef kitleye, doğru marka değeri yaratarak iletmeye çalıştılar. Dijitali birbirinden kopuk irili ufaklı taktik adımlar olarak değil, kapsayıcı tek bir pazarlama stratejisinin parçası olarak ele alan başarılı kampanyalar gördük. Örneğin, entegre kampanyaların en efsanevi olanına, Droga 5’in Bing için yaptığı ve Cannes Outdoor Grand Prix’li “Decode Jay-Z” kampanyasına tanık olduk.
2012 yılı ise, “dijital yakınsamanın” yılı olacak. Kullanıcılar her yerden ve her cihazdan online durumdalar: akıllı telefonlar, tabletler, oyun konsolları, interaktif TV, dijital outdoor… Dijital, mecraların yakınsaması için gereken “tutkal” olacak ve markalar bu gücü, tüketiciye her fırsatta, her araç ve her kanalda “değebilmek” için kullanacaklar.

2. Sosyal Ölçümleme ve Sosyal Ticaret
Sosyal Medya 2009’dan bu yana hızlandı ama esas güçlenmesini 2011’de yaşadı. Birçok başarılı kampanyanın merkezinde yer alarak kendini kanıtladı. Cannes Lion PR dalında Grand Prix’li NAB Break Up kampanyasını hatırlayalım.
Sosyal medyanın etkisi 2012’de artacak. 2011’de sosyal medya pazarlama etkinlikleri için başarı kriterlerinin konması önemliyken, 2012’de markaların Facebook’a akın eden kalabalıklardan gelir sağlama çabalarını göreceğiz. Sonuçta demografik hedefleme yapılabilen tüketici yığınlarından bahsediyoruz. Sosyal medya pazarlamasının uzun soluklu ve etkin şekilde kullanımı için veri toplama ile ölçümleme, en önemli konulardan olacak.

3. Google Plus
Temmuz 2011’de hayatımıza giren Google Plus, ilk 1 ay içinde 25 Milyon kullanıcıya ulaşarak tüm zamanların en hızlı büyüyen sosyal ağı oldu. Bu sayıda üyeye, MySpace 20 ayda, Facebook ise 3 yılda ulaşmıştı. Google Plus’ın en önemli özelliği, arama motoru reklamcılığı ile sosyal medya pazarlamasını birleştirmesi.
Google Plus’ın markalara özel sayfaları ve fonksiyonları Kasım 2011 başında lanse edildi. Bu sayfaların markalara sağladığı avantajların başında elbette, ilgili anahtar kelimelerde doğal arama sonuçlarında yukarıda çıkma özelliği var. Ayrıca Adwords reklamlarını da aynı panelden yönetme pratikliği ve Analytics ile koşut çalışabilme özelliğini de sayalım. Markanın Hangout fonksiyonuyla topluluğu ile görüntülü chat yapabilmesi özelliği ise işin daha süslü tarafı.
Google Reader’ın da Google Plus içine entegre edilmesiyle, arama, bilgi ve haber medyası da daha sosyal bir hale gelecek.
Google +, 2012’nin en önemli sosyal medya olayı olmaya aday, çünkü birçoklarının kıyasladığı gibi küçük bir Facebook değil, Google’ın yeni hali.

4. Online Video
Çoğu kullanıcıda iyi kötü bir video kaydedici var. Bant genişliği artıp ucuzladı. Online video ile içerik yaratmak ve paylaşmak çok kolaylaştı. Ayrıca online video, sosyal medyanın kalbinde yer alan “kısa hikayeleri” anlatmanın yepyeni, güzel ve hızlı tüketilen şekli. 2012 Dijital Trendleri ’nde online video parlamaya devam edecek. Video deyince aklınıza sadece YouTube ve benzeri platformlar mı geliyor? Peki, bir iletişim aracı olarak video? Apple’ın Facetime yüklü gadget’ları tam gaz satarken, Cisco 2015’te internet trafiğinin %80’i video olacak buyururken, videoyu kucaklamanın zamanı geldi de geçiyor.

5. Elinde Cep, TV Karşısında
2012’de ülkemizde akıllı telefonların artmasıyla (ki Android’li Çin malı telefonlar geldiğinde herhalde patlama yapacak) mobil içerik paylaşımı ve sosyal medya olanakları sağlayan app’ler iyice önem kazanacak. Sosyal oyunlar, mobil ödeme ve sosyal ağ bağlantısı ve lokasyon bazlı uygulamaların yaygınlaşacağını öngörebiliriz. EIAA’in Mediascope Europe 2010 araştırmasına göre, Türk cep telefonu aboneleri, mobil internet kullanırken %51 oranıyla TV karşısındalar. 2012’de mobil marka deneyimini TV reklamlarıyla bağlantılı sunan işlerle daha çok karşılaşacağız.

6. Tabletler
Tablet bilgisayarlar, sosyal medya, haber okuma ve arama başta olmak üzere yaygın olarak kulanılacak. Markaların mobil sitelerini yapmak veya en azından köhne Flash sitelerini HTML5’e geçirmeleri için pek az zaman kaldı. Amerikalı tablet kullanıcıları, Knowledge Networks’ün araştırmasına göre, tabletleriyle günde ortalama 55 dakika zaman geçiriyorlar ve bunun 24 dakikasını sosyal medyaya, oyun ve aramaya ayırıyorlar. Brafton’ın raporuna göre tablet satışı 2015’de 250 Milyon’a ulaşacak ve tablet bilgisayar, internete girişin temel aracı haline gelecek.
Tabletler, uygulamalar arttıkça reklamverenin dikkatini daha fazla çekecek, dokunma, sallama, ses gibi yeni ve eğlenceli interaktif özellikleriyle uygun markaların hedef kitleleri için yepyeni yeni deneyimler sunacak.

7. Yeni Medya: İçerik
Marka yetkililerinin çoğu, 2011’de hangi taktiğin “paid” hangisinin“owned” veya “earned media”olduğu konusunda hararetli tartışmalara girmişlerdir. Bu tartışmaların ortasına girip, “esas medya içeriktir” diye haykırmak isteyenlerdenim. Bu yıl ileri görüşlü markalar ne yapacak? Tüm içeriklerini tek bir iletişim platformunda toplayacaklar, sosyal medyaya yayacaklar, tüketicinin ihtiyacını merkeze koyarak, özel marka deneyimleri sunacaklar.

8. Data Yönetimi
Geniş ve karmaşık database’lerin yönetimi önümüdeki dönemin yükselen trendi. Etkin pazarlama programlarını hayata geçirmek için tüketici datasını iyi işlemek, sağlam hedefleme taktikleri geliştirmek çok önemli. Razorfish, yönettiği online medya planlarında iyi segmente edilmiş bir veritabanına dinamik katmanlama tekniğiyle reklam gösterimi yapmış, ROI’ı ortalamada beşe katlamış.

9. Lokasyon Bazlı Pazarlama
Tüketicinin bulunduğu yere göre içerik gösterimi diye özetleyebileceğimiz bu teknik için en verimli platform, mobil. Mesela bir Starbucks dükkanı önünden geçiyorsunuz ve cebinize bir mesaj düşüyor: “Kahvenizin yanında havuçlu kek bedava. WiFi veya RFID teknolojileriyle de yapılır.

10. Tekrar Hedefleme ve Online Davranış Analizi
Eskiden online veya offline hedef kitlemizi nasıl katmanlandırıyorduk: Lokasyon, demografi, SES Grubu, frekansa göre. Son yılarda katmanlandırmanın da 2.0 versiyonu çıktı. Belli kriterlere göre gerçek zamanlı davranış hedeflemesi de yapabiliyoruz:
Satın Alma Davranışına göre (Son satın alma tarihi, sepet sayısı, paket değeri),
– Web’de dolaşmasına göre (Sitemizi ziyaret etti mi, ürün sayfamızı ziyaret etti mi, form doldurdu mu),
Sosyal medya davranışları (Marka mesajımızı paylaştı mı?), E-mail davranışı (Okudu ve linkimize tıkladı mı?)
Davranışsal tekrar hedefleme diye çevirebileceğimiz “behavioral retargeting” işte bu yeni katmanlandırma tekniğini bir adım ileri götürüyor ve sitenizi ziyaret etmiş ama istediğiniz aksiyonu almadan çıkmış kullanıcıyı cookie’leyip peşini bırakmamanız sağlıyor.

11. Gamification
Oyunlarla yaşıyoruz. Etrafınıza bakın, kariyerimizden, ilişkilerimize her yerde oyun var. Durum böyleyken, oyun mekanizmalarının pazarlamaya sirayeti elbette yeni bir şey değil. Müşteri ilişkileri yönetimi on yıllardır, satın alma karşılığında dağıtılan puanlar, ödüller üzerine kurulu. Şimdi sosyal medyanın yükselişiyle, başka tip bir oyunculuk revaçta. Facebook, FarmVille ve Mafia Wars’un başarısıyla daha da parladı. Foursquare ile herkes bir yerin belediye başkanı. Twitter, çoğu itiraf etmek istemese de bir follower sayısı yarışından ibaret. Ve Klout, oyunların oyunu, sosyal medya oyununu en iyi oynayanları ödüllendiriyor. Markalar da oyun oynamak istiyor, bazıları iyi de oynuyor. Starbucks, Hallmark, Nike ve Ford örneklerini düşünün. Oyun olmayan uygulamaların oyun mekanizmalarını kullanması olarak çevirebileceğimiz “Gamification2012 için çok önemli bir trend.

12. Bulutu da unutmayalım
IT dünyası için “kullanmadığıma ödemem” rahatlığını getiren ve farklı modüllerin servisler aracılığıyla birbiriyle konuşmasını sağlayan cloud computing’in biz faniler için anlamı şu: 2012’de bulut sayesinde her zamankinden daha fazla paylaşacağız, müziğimizi istediğimiz yerden dinleyip, sunumlarımıza her yerden ulaşabileceğiz, bu işin parlayan yıldızı da mobil platform.

Her yıl reklam pastasından aynı payı alıyormuş gibi gösterilse de, gerçekte yine geleneksel mecranın küçülmesine, dijitalin büyümesine tanık olacağız.

Mobil Pazarlama: Neden ve nasıl? – 3

Mobil pazarlamaya yavaş yavaş ısınmaya devam edelim. Geçen hafta “yeni ve etkileyici teknolojiler ve aplikasyon bazlı projeler bulalım, en önemlisi de mobil internette, web’deki reklam kirliliğinin olmadığının, kaliteli içeriğin ortasında markanın reklamının tek başına yer alacağının ve yüksek tıklama oranlarının altını iyice çizelim.” diye yazmıştım.

Yeni ve etkileyici teknolojilerden ilki Augmented Reality diye değinmiştim, ikincisi ise lokasyon bazlı servisler.

Şimdilik “gizlilik haklarımız” konusunu bir kenara bırakalım. Bu servisler, kullanıcıyı satın alma hunisinin ucuna getirebilir. LBS’den önce marka kullanıcıya şöyle diyordu: “Bana şurada ve şurada ulaşabilirsin”. LBS’den sonra ise marka kullanıcısına “Ben sen neredeysen, oradayım” diyor.
LBS, kullanıcının satış noktasına yakınlığını, arkadaş çevresinin yazıp çizdiklerini, otobüs seferlerini veya hava durumu bahane edip, her durumda kullanıcıya mesajını ulaştırmayı başarır.
Foursquare gibi sosyal network’lerin bazı, LBS. Olay, telefonumuzun GPS fonksiyonu ile ‘neredeyiz ne yapıyoruz, arkadaşlara haber verelim, istersek direkt twit’leyelim’den ibaret. Foursquare’de aynı zamanda “tips” adı altında ciddi bir mekan datası da var. Bir çok insan şimdilik bunu sadece “neredeyim”i bildirmek için kullansa da, “öneri” potansiyeli ciddi gelecek vaadediyor.

Tamam da, LBS’i medya planımıza nasıl dahil edelim?
Mobil pazarlamanın geleceği sadece teknolojik gelişmelere değil, aynı zamanda diğer mecralarla nasıl entegre edileceğine de bağlı. Bu aslında bütün dijital iletişim araçları için geçerli. Ayrıca dijital medya uzun süredir o kadar bağımsız ele alınıyor ki, belki de mobil hakikaten eksik halkadır.

Reklamveren veya ajans, mobili iletişim planlarına koyarken şunara dikkat etse, hayat kolaylaşabilir:
1. Mobil reklamımın özellikleri ne olacak? (anlık mı, öz mü, kişisel mi?)
2. Tüketicimin bundan çıkarı ne olacak?
3. Hangi mobil teknolojileri kullanmalıyım? QR code promosyon mu yapmalıyım? Geleneksel mecra ile entegre bir proje mi yapmalıyım? Bu geçişi AR ile mi sağlamalıyım? Lokasyon bazlı mesaj mı iletmeliyim? İçeriği nasıl zenginleştirebilirim? Kısaca sadece yanar döner olmasın, tüketicimin de işine yarasın istiyorum, ne yapmalıyım?
4. Değerlendirme kriterlerim neler? Erişim, tıklama oranı, tıklama başı maliyet? Yoksa kullanıcının etkileşim kalitesi hepsinden daha mı önemli?

Uzun lafın kısası, mobilin iletişim platformu olarak avantajlarının altını çizmeliyiz. Herhangi bir yerde herhangi bir zamanda kullanıcıya kesin erişim, anlık geri dönüş potansiyeli ve bir sürü dikkat çekici teknolojik yenilik. Elbette, bu avantajlar mobil, pazarlama hedefleriyle uyumlu kullanıldığı sürece avantaj.

Kulanıcı geleneksel reklam mesajlarına çoktan bağışıklık kazandı. Bu yüzden onların en özel kabul ettiği cihazda karşılarına itme reklamla değil, içerikle, katma değerle ve yeni teknolojilerle çıkmak gerek (bkz. Biz Akıllı Telefonlular).

Mobile hazır mıyız?