Yeni Yılda Dijital Trendleri Yakalamanın 6 Yolu

Farklı bir yıla giriyoruz, dijital pazarlama alanında sanki herşey bu yıl olgunlaşacak ve esas meyveyi yiyecekmişiz gibi…. Teknolojideki gelişmeler ve detaylı kulanıcı datasına erişim pazarlamacılara yepyeni fırsatlar doğuruyor, aynı zamanda da yeni zorluklar: Tüketici her platformda, her ekranda, giderek daha talepkar. 

İşte 2013 yılında dijital pazarlama iletişimini etkisi altına alacak trendler:
Devamını Oku

ZMOT: Bildiğimiz Pazarlamanın Sonu

 

 

 

 

 

 

 

 Pazarlama literatüründe “İlk Karar Anı Teorisi”ni – FMOT ya da First Moment Of Truth– duymuşsunuzdur. Teoriye göre, reklam mesajıyla karşılaştığımızda bir ihtiyacımız tetikleniyor, ikinci aşamada markete gidiyoruz ve raftaki ürünle karşılaşıyoruz ve halihazırda ikna olduğumuz için satın alıyoruz, sonra eve gidip kullanıyoruz ve reklamdaki vaat doğru mu bakıyoruz.  İlk aşama uyaran, ikinci aşama raf ve üçüncü aşama deneyim.

Çalıştığım ajans UM’in bağlı bulunduğu IPG’nin çatısında hizmet veren Shopper Sciences şirketi ve arama devi Google tarafından gerçekleştirilen çalışmaya göre artık bu karar anı teorisi değişti: FMOT, ZMOT’a (Zero Moment of Truth’a) dönüştü.  Artık reklamı gördüğümüz andan itibaren ihtiyacımız tetiklendiyse internette araştırıyoruzi ürünü kullanan diğer kişilerin yorumlarını okuyabiliyoruz.  İkna olduk ve satın aldık, kullandık diyelim, ürünle ilgili fikrimiz olumsuzsa bunu yine internette paylaşıyoruz ve başka birinin “raf” aşamasını yok edebiliyoruz.

İçinde bulunduğumuz dönem, bildiğimiz anlamda pazarlamanın değiştiği dönem. Her gün cep telefonları, bilgisayarlar ve tabletlerde yüz milyonlarca satın alma kararı alınıyor veya iptal ediliyor.  Marka ne yapmalı? İşe online’daki tüketici algısını yönetme işini çok ciddiye almakla başlamalı. Başlamak gerçekten de bitirmenin yarısı. İkinci yarı şöyle: Marka ve rakipler hakkında konuşulanları dinlemek, pazarlama iletişim stratejisinde buna göre güncelleme yapmak, ürün ile ilgili zayıf noktalarda kaliteyi arttırırken, tüketici memnuniyetini yükseltip, bu olumlu deneyimleri paylaşanları  yaratmak…

Araştırma sonuçlarını şuradan indirebilirsiniz.

 

IAB Interact 2012’den bildiriyorum.

Interact Kongresi BarcelonaIAB (Interactive Advertising Bureau) Europe’un interaktif reklam sektörü kapsamında her yıl düzenlediği seminere bu yıl IAB Europe Mobil Komite üyesi olarak katıldım.

Art Otel’de (sanırım Barcelona’nın en güzel oteli) düzenlenen konferansın ana konusu “Big Data”. Geçen sene dijitalin markanın toplam iletişim planı içindeki rolü ve geleneksel mecralar ile etkileşimi merkez alınmıştı. Gerçekten de data denizinde yüzüyoruz. Buraya “hit”lerden”tıklama sayıları”ndan geldik, hem de çok kısa bir sürede. Artık AdEx’ler, DSP’ler dönemindeyiz, hedef kitleyi demografik, sosyodemografik, ilgi alanı, son gezdiği içerikler vb. gibi bir yığın kritere göre filtreleyip, kampanyaları gerçek zamanlı olarak optimize ettiğimiz, attribution modellemeleri yaptığımız bir denizde… Aynı konulu panelde biz dijitalcilerin de kendimize sık sık sorduğumuz soruyu sordular? İyi de sektör bu datayı medya karmasına katmaya hazır mı? Daha da önemlisi sektörün bu denizde yüzebilecek insan kaynağı var mı?

Konferansın yine en ilgi çeken bölümü Türkiye dahil 26 Avrupa ülkesindeki dijital reklam harcamasını yansıtan AdEx Benchmark anketi sonuçlarıydı. 2011 epey zorlu ekonomik şartlarda geçmiş olsa da, Avrupa’da online reklam pazarı 2010’a göre %14,5 büyümüş. ve 20.9 Milyar €’ya ulaşmış. 2011’de tüm reklam pastası ise (online da dahil) sadece %0,8 büyümüş. Türkiye dahil … ülkede her 5 Euro’nun 1 Euro’su dijital reklama harcanmış.

Dijital reklam pazarı büyümesinde Rusya % 55,5 ile ilk sırada, ayrıca pazar büyüklüğünde 6. sırayı kapmış. Avrupa ülkelerinde dijital reklam pastasının %68’ini 5 ülke oluşturuyor: İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya ve Hollanda.

 

Online Video ile İmtihanımız

Günümüz medya dünyasında reklamverenin televizyona verdiği önem çok büyük, gayet de doğal bir durum, sonuçta haftada 42 saat (AGB Nielsen, Kasım 2011) televizyon karşısında geçiren bir ülkeyiz. Belli bir demografiye reklamınızı göstermek için satın aldığınız GRP ne kadar büyükse, görünürlüğünüz ve erişiminiz de o kadar büyük oluyor. Televizyonun  gücünü yadsımak gibi bir safdillik içine girmeyelim elbette, ama şu örneğe değinmeden de geçmeyelim: Muhteşem Yüzyıl’ın bir bölümünü 25 Milyon kişi izliyorsa (AGB Nielsen, 14 Aralık 2011), yaklaşık 3 milyon kişi de online’da  izliyor (mecra rakamı, Kasım 2011). O hafta diğer diziyi izlediği veya misafir geldi diye bölümü kaçırmış olduğu için, veya sırf laptop’tan izlemeyi sevdiği için bilgisayar karşısında olan bu kişiler, internetin içindeki küçük adamcıklar değil, bildiğimiz hedef kitle! Hedef kitleye erişim pazarlama dünyasının ana ekseniyken, bir parçası bile ziyan edilmeyecek kadar değerli iken, nasıl oluyor da bir çok reklamveren bu %12’lik ek erişim potansiyelini görmezden gelebiliyor?

Türkiyeli kullanıcının %35’i internete girme nedenlerinin başında video izleme, indirme, yükleme aktivitelerini sayıyor (Gemius, Kasım 2011).  Yine Türkiye’li 21,7 Milyon kullanıcı ayda 28 saatini online video izlemeye ayırıyor ve kişi başı 240 video tüketiyor (comScore VideoMetrix datası, Kasım 2011).

İçerik, yeni tüketicilerin istediği an istediği yerde karşısına çıkması gereken yeni  arzu nesnesi. Hem de bu yeni tüketici, genel geçer kanının aksine, sadece gençler değil,  %27’sini 35 yaş üstü kullanıcılar oluşturuyor.

Bu kullanıcılar sadece premium içerik ve dizi izlemiyor, bol bol da kısa formatlı video tüketiyor elbette… Annelerimizin piyano çalan sevimli yavru kedi videolarına nasıl düşkün olduklarını hatırlayalım.

 

Reklamverenler de online videoya işte öyle düşkün olmalılar, çünkü;

  • TV ile kıyaslandığında etkisi düşük olsa da , online videonun bilinirliğe ve satışa destek sağladığı kanıtlanmış bir gerçek (comScore Brand Survey Lift Norms, Ocak 2011).

  • Online videoyu özellikle yüksek maliyetli TV PT satın almalarında erişim tamamlayıcı ve ek GRP aracı olarak kullanmak mümkün (sözünü ettiğimiz gibi TV’de dizisini kaçırıp online’da yakalamak isteyen kişileri ıskalamak istemiyorsak).
  • Online videoda çeşit bol, her reklam kampanyasına uygun içerik var.
  • Sosyal medyada izletme, paylaşım tetikleme olanakları da bol.
  • Kampanyaya başlamak da iptal etmek de çok kolay.
  • İnce ayar hedefleme yapmak daha da kolay.
  • Kampanya sonuç raporunu ister online (online izleme süresi, izleme sayısı…) ister offline terminolojiye (erişim, frekans ve GRP) göre almak mümkün.

 

Gelecek ne getirecek?

Medya manzaramız sürekli değişiyor. Kampanyaların hedef kitleye değme noktaları birbirini tamamlar şekilde kurgulandıysa, dijital daha da merkezi bir önem taşıyor. Online video da bunun önemli parçası.

Şimdilik, offline ölçütleri online’a aktarıp, GRP mi konuşalım, yoksa engagement ölçütünden yola çıkıp, tam izlemelere mi para verelim gibi şüphede kalabiliriz. Buralarda çok da takılmamak lazım, çünkü yakın gelecek zaten kendi doğrusunu da beraberinde getirecek: Standardizasyon. Dijital, geleneksel medyadan rol çaldıkça, zatan kampanyaya bütünsel bakmamız, TV reklamlarının ve online videonun kampanya sonuçlarını tek bir ölçütle değerlendirmemiz gerekecek. Bu sınava hazır olmak, bol bol alıştırma yapmak lazım.