[pdf-ppt-viewer href=”http://www.oyayasayan.com/wp-content/uploads/2012/01/2012_Dijital_Trendler_Oya_Yasayan.pdf” width=”600″ height=”480″]
2012 “İŞE YARAYAN İNTERNET”İN YILI OLSUN
Yeni yıla yaklaştıkça, adettendir, insan kendine bir çeki düzen verme kararı alır, spor salonuna yazılma, diyete başlama sözleri verir. Daha sosyal olacak, daha çok çalışacaktır, ne zamandır ertelediği şu işi bitirecek, o kitabı okuyacaktır.
Dijital pazarlama dünyasındakiler için de yılbaşı, geriye bakma, hatalardan ders çıkarma ve yeni planlar yapma dönemi.
2012’ye geldik gelmesine de pek de yol alamadık aslında. Hala uçan otomobillere binemiyoruz, onun yerine 140 karakterlik mesajlarla kendimizi ifade edip, önemli hissediyoruz.
2011 yılı, dijital pazarlama açısından “doğru dokunuşun yılı” oldu. Markalar, çok kanallı iletişim stratejisinde doğru mesajı, doğru hedef kitleye, doğru marka değeri yaratarak iletmeye çalıştılar. Dijitali birbirinden kopuk irili ufaklı taktik adımlar olarak değil, kapsayıcı tek bir pazarlama stratejisinin parçası olarak ele alan başarılı kampanyalar gördük. Örneğin, entegre kampanyaların en efsanevi olanına, Droga 5’in Bing için yaptığı ve Cannes Outdoor Grand Prix’li “Decode Jay-Z” kampanyasına tanık olduk.
Ayrıca, 2011’de reklam pastasından üç yıldır %7 civarı pay alıyor gibi gösterilen internete güven arttı. Neyse ki, ortada patlayan bir e- ticaret, dijitale yatırım yapan yüzlerce KOBİ ve B2B online iş modelleri varken, birkaç ajansın beyanına dayalı bu rakamı sektörün kendisi dahi ciddiye almıyor artık.
2012 yılı ise, “işe yarayan” dijital pazarlamanın yılı olacak gibi görünüyor. Kullanıcılar her yerden ve her cihazdan online durumdalar: akıllı telefonlar, tabletler, oyun konsolları, interaktif TV, dijital outdoor… Dijital, mecraların yakınsaması için gereken “tutkal” olacak ve markalar bu gücü, tüketiciye her fırsatta, her araç ve her kanalda “değebilmek” için kullanacaklar.
Etkin dijital pazarlamanın yılı olacağını umarak girdiğimiz 2011 yılının başındaki ve sonundaki ölçümleme datasına bir bakalım, ne değişiklikler olmuş…
Türkiyeli kullanıcı Ocak ayında ayda toplam 9 Milyar sayfa görüntülerken son ulaşan dataya göre (Ekim datası) 11 Milyar sayfa görüntülemiş.
Kullanıcılar ayda ortalama 7 saat online iken bu rakam sene sonunda 8 saate ulaşmış.
Ana site kategorilerine baktığımızda, lider Haber kategorisi. Ocak’ta tüm sayfa gösteriminin %59’unu alırken, Ekim’de %48’ini almış. Alışveriş kategorisi ise, Sahibinden.com’un ölçümlemeye gitmesiyle ikinci sıraya oturmuş.
Ana site kategorilerindeki sayfa gösterimi birincilerinde sene başından bu yana pek değişiklik olmamış.
Kullanıcıların aylık bazda ana kategorilerde geçirdikleri zamanda birincilik yine Haber’in. Türkiye’lü kullanıcı ayda ortalama 5 saatini online haber okuyarak geçiriyor.
Yılın başında toplam 3,2 Milyar ile en fazla sayfa gosterimi haber kategorisindeyken, bu gruptaki siteler birinciliği kaptırmamış ve bazları sayfa gösterimlerini % 106 oranında artırmışlar. 2011’in çok olaylı bir yıl olması yüzünden olsa gerek, kullanıcı da haber sitelerinde yılın başına göre, aylık %25 daha fazla zaman geçirmeye başlamış Milliyet.com.tr, sayfa gösteriminde Ocak 2011’e göre %27′lik bir artış yaşamış ve en yüksek sayfa görüntülenmesine sahip haber sitesi ünvanını kaptırmamış.En büyük 10 Türk haber sitesinden ikisi, Hürriyet ve Takvim ise sene başından beri sayfa gösterimi kaybetmişler.
Spor sitelerinin sayfa gösterimleri toplamda Ocak 2011’den bu yana %10 oranında düşmüş. Tüm kategoriler bazında trafiği en yüksek üçüncü site olan Mackolik.com, aylık trafiğini Ocak 2011’e göre %30 oranında artırmış.
Türkiye’li internet kullanıcılarının %44’ü kadın, %56’sı erkek. Ancak, 12-24 yaş arası kızlarımız %51 ile yaşıtları erkeklere göre çoğunluktalar. Büyüyorlar ve online zamanda da online alişverişte de en önemli hedef kitle olma yolunda hızla ilerliyorlar. Kadın ilgi alanı sitelerinde de önemi bir gelişme var. Bu kategorideki sitelerin çoğu Ocak 2011 datasında yokken, son 10 ayda ölçümlemeye katılım göstermişler. iVillage.com Kadın kategorisinde 15 Milyon site trafikle lider konumda ve Ocak ayına göre %17 büyümüş. 2011’de yoğun esen “private shopping” rüzgarından olsa gerek, Modahaber.com, sene başından bu yana trafiğini %116 oranında artırmış.
Video kategorisindeki Dailymotion.com.tr 139 milyon aylık trafik ile birinci sırada. 18,2 milyon tekil ziyaretçiye sahip olan sitede Ekim ayında kullanıcıların ortalama geçirdiği aylık zaman 40 dakika olmuş ve trafik Ocak 2011’e göre %23 oranında artmış. Diğer video sitelerinde sene başından bu yana sayfa gösterimindeki düşüşü, YouTube’un sonunda açılmasına bağlayabiliriz.
Ölçümlemede olan sosyal ağ sitelerine baktığımızda, Ekşisözlük aylık trafiğinin Ocak 2011’e göre % 5 düşüş gösterdiğini ancak birinciliği kimseye kaptırmadığını görüyoruz. En yüksek tekil ziyaretçiye sahip olan blogcu.com networkünde ise, sayfa gösterimi Ocak 2011 datasına göre %27 oranında düşmüş.
Türkiyeli kullanıcı da oyunlarla yaşıyor. Oyun sitelerine baktığımızda Hocam.com’un site genelinde aylık 97 Milyon sayfa gösterimine ulaştığını ve yılın başından beri %59 büyüyerek birinciliğe oturduğunu görüyoruz. 583 bin tekil ziyaretçisi, sitede aylık ortalama 2 saat 51 dakika kalmış.
2012 Dijital Pazar Trendleri
2012 Dijital Trendleri ’nde Türkiye pazarını etkileyecek olanları çıkardım, hem de tam 12 tane çıkardım. İçiniz rahat olsun, dijital, 2012’de de pazarlama dünyasının en dinamik ve en yenilikçi mecrası olmaya devam edecek. Ajanslar, bu yılı, yeni tüketici davranışlarına ve yeni pazarlama taktiklerine adapte olmaya çalışarak geçirdiler. Bu yıl da uğraşmaya devam: Farklı ekranlarda videoyu nasıl yönetiriz, sosyal medyadaki değişimlere nasıl ayak uydururuz, mobilde ne yapmalı?
Türkiye 2012 Dijital Trendleri ve dijital pazarlama manzarasında ne gibi gelişmeler olacak, bakalım:
1. Dijital Yakınsamanın Yılı
2011 yılı “doğru dokunuşun yılı” oldu. Markalar, çok kanallı iletişim stratejisinde doğru mesajı, doğru hedef kitleye, doğru marka değeri yaratarak iletmeye çalıştılar. Dijitali birbirinden kopuk irili ufaklı taktik adımlar olarak değil, kapsayıcı tek bir pazarlama stratejisinin parçası olarak ele alan başarılı kampanyalar gördük. Örneğin, entegre kampanyaların en efsanevi olanına, Droga 5’in Bing için yaptığı ve Cannes Outdoor Grand Prix’li “Decode Jay-Z” kampanyasına tanık olduk.
2012 yılı ise, “dijital yakınsamanın” yılı olacak. Kullanıcılar her yerden ve her cihazdan online durumdalar: akıllı telefonlar, tabletler, oyun konsolları, interaktif TV, dijital outdoor… Dijital, mecraların yakınsaması için gereken “tutkal” olacak ve markalar bu gücü, tüketiciye her fırsatta, her araç ve her kanalda “değebilmek” için kullanacaklar.
2. Sosyal Ölçümleme ve Sosyal Ticaret
Sosyal Medya 2009’dan bu yana hızlandı ama esas güçlenmesini 2011’de yaşadı. Birçok başarılı kampanyanın merkezinde yer alarak kendini kanıtladı. Cannes Lion PR dalında Grand Prix’li NAB Break Up kampanyasını hatırlayalım.
Sosyal medyanın etkisi 2012’de artacak. 2011’de sosyal medya pazarlama etkinlikleri için başarı kriterlerinin konması önemliyken, 2012’de markaların Facebook’a akın eden kalabalıklardan gelir sağlama çabalarını göreceğiz. Sonuçta demografik hedefleme yapılabilen tüketici yığınlarından bahsediyoruz. Sosyal medya pazarlamasının uzun soluklu ve etkin şekilde kullanımı için veri toplama ile ölçümleme, en önemli konulardan olacak.
3. Google Plus
Temmuz 2011’de hayatımıza giren Google Plus, ilk 1 ay içinde 25 Milyon kullanıcıya ulaşarak tüm zamanların en hızlı büyüyen sosyal ağı oldu. Bu sayıda üyeye, MySpace 20 ayda, Facebook ise 3 yılda ulaşmıştı. Google Plus’ın en önemli özelliği, arama motoru reklamcılığı ile sosyal medya pazarlamasını birleştirmesi.
Google Plus’ın markalara özel sayfaları ve fonksiyonları Kasım 2011 başında lanse edildi. Bu sayfaların markalara sağladığı avantajların başında elbette, ilgili anahtar kelimelerde doğal arama sonuçlarında yukarıda çıkma özelliği var. Ayrıca Adwords reklamlarını da aynı panelden yönetme pratikliği ve Analytics ile koşut çalışabilme özelliğini de sayalım. Markanın Hangout fonksiyonuyla topluluğu ile görüntülü chat yapabilmesi özelliği ise işin daha süslü tarafı.
Google Reader’ın da Google Plus içine entegre edilmesiyle, arama, bilgi ve haber medyası da daha sosyal bir hale gelecek.
Google +, 2012’nin en önemli sosyal medya olayı olmaya aday, çünkü birçoklarının kıyasladığı gibi küçük bir Facebook değil, Google’ın yeni hali.
4. Online Video
Çoğu kullanıcıda iyi kötü bir video kaydedici var. Bant genişliği artıp ucuzladı. Online video ile içerik yaratmak ve paylaşmak çok kolaylaştı. Ayrıca online video, sosyal medyanın kalbinde yer alan “kısa hikayeleri” anlatmanın yepyeni, güzel ve hızlı tüketilen şekli. 2012 Dijital Trendleri ’nde online video parlamaya devam edecek. Video deyince aklınıza sadece YouTube ve benzeri platformlar mı geliyor? Peki, bir iletişim aracı olarak video? Apple’ın Facetime yüklü gadget’ları tam gaz satarken, Cisco 2015’te internet trafiğinin %80’i video olacak buyururken, videoyu kucaklamanın zamanı geldi de geçiyor.
5. Elinde Cep, TV Karşısında
2012’de ülkemizde akıllı telefonların artmasıyla (ki Android’li Çin malı telefonlar geldiğinde herhalde patlama yapacak) mobil içerik paylaşımı ve sosyal medya olanakları sağlayan app’ler iyice önem kazanacak. Sosyal oyunlar, mobil ödeme ve sosyal ağ bağlantısı ve lokasyon bazlı uygulamaların yaygınlaşacağını öngörebiliriz. EIAA’in Mediascope Europe 2010 araştırmasına göre, Türk cep telefonu aboneleri, mobil internet kullanırken %51 oranıyla TV karşısındalar. 2012’de mobil marka deneyimini TV reklamlarıyla bağlantılı sunan işlerle daha çok karşılaşacağız.
6. Tabletler
Tablet bilgisayarlar, sosyal medya, haber okuma ve arama başta olmak üzere yaygın olarak kulanılacak. Markaların mobil sitelerini yapmak veya en azından köhne Flash sitelerini HTML5’e geçirmeleri için pek az zaman kaldı. Amerikalı tablet kullanıcıları, Knowledge Networks’ün araştırmasına göre, tabletleriyle günde ortalama 55 dakika zaman geçiriyorlar ve bunun 24 dakikasını sosyal medyaya, oyun ve aramaya ayırıyorlar. Brafton’ın raporuna göre tablet satışı 2015’de 250 Milyon’a ulaşacak ve tablet bilgisayar, internete girişin temel aracı haline gelecek.
Tabletler, uygulamalar arttıkça reklamverenin dikkatini daha fazla çekecek, dokunma, sallama, ses gibi yeni ve eğlenceli interaktif özellikleriyle uygun markaların hedef kitleleri için yepyeni yeni deneyimler sunacak.
7. Yeni Medya: İçerik
Marka yetkililerinin çoğu, 2011’de hangi taktiğin “paid” hangisinin“owned” veya “earned media”olduğu konusunda hararetli tartışmalara girmişlerdir. Bu tartışmaların ortasına girip, “esas medya içeriktir” diye haykırmak isteyenlerdenim. Bu yıl ileri görüşlü markalar ne yapacak? Tüm içeriklerini tek bir iletişim platformunda toplayacaklar, sosyal medyaya yayacaklar, tüketicinin ihtiyacını merkeze koyarak, özel marka deneyimleri sunacaklar.
8. Data Yönetimi
Geniş ve karmaşık database’lerin yönetimi önümüdeki dönemin yükselen trendi. Etkin pazarlama programlarını hayata geçirmek için tüketici datasını iyi işlemek, sağlam hedefleme taktikleri geliştirmek çok önemli. Razorfish, yönettiği online medya planlarında iyi segmente edilmiş bir veritabanına dinamik katmanlama tekniğiyle reklam gösterimi yapmış, ROI’ı ortalamada beşe katlamış.
9. Lokasyon Bazlı Pazarlama
Tüketicinin bulunduğu yere göre içerik gösterimi diye özetleyebileceğimiz bu teknik için en verimli platform, mobil. Mesela bir Starbucks dükkanı önünden geçiyorsunuz ve cebinize bir mesaj düşüyor: “Kahvenizin yanında havuçlu kek bedava. WiFi veya RFID teknolojileriyle de yapılır.
10. Tekrar Hedefleme ve Online Davranış Analizi
Eskiden online veya offline hedef kitlemizi nasıl katmanlandırıyorduk: Lokasyon, demografi, SES Grubu, frekansa göre. Son yılarda katmanlandırmanın da 2.0 versiyonu çıktı. Belli kriterlere göre gerçek zamanlı davranış hedeflemesi de yapabiliyoruz:
– Satın Alma Davranışına göre (Son satın alma tarihi, sepet sayısı, paket değeri),
– Web’de dolaşmasına göre (Sitemizi ziyaret etti mi, ürün sayfamızı ziyaret etti mi, form doldurdu mu),
– Sosyal medya davranışları (Marka mesajımızı paylaştı mı?), E-mail davranışı (Okudu ve linkimize tıkladı mı?)
Davranışsal tekrar hedefleme diye çevirebileceğimiz “behavioral retargeting” işte bu yeni katmanlandırma tekniğini bir adım ileri götürüyor ve sitenizi ziyaret etmiş ama istediğiniz aksiyonu almadan çıkmış kullanıcıyı cookie’leyip peşini bırakmamanız sağlıyor.
11. Gamification
Oyunlarla yaşıyoruz. Etrafınıza bakın, kariyerimizden, ilişkilerimize her yerde oyun var. Durum böyleyken, oyun mekanizmalarının pazarlamaya sirayeti elbette yeni bir şey değil. Müşteri ilişkileri yönetimi on yıllardır, satın alma karşılığında dağıtılan puanlar, ödüller üzerine kurulu. Şimdi sosyal medyanın yükselişiyle, başka tip bir oyunculuk revaçta. Facebook, FarmVille ve Mafia Wars’un başarısıyla daha da parladı. Foursquare ile herkes bir yerin belediye başkanı. Twitter, çoğu itiraf etmek istemese de bir follower sayısı yarışından ibaret. Ve Klout, oyunların oyunu, sosyal medya oyununu en iyi oynayanları ödüllendiriyor. Markalar da oyun oynamak istiyor, bazıları iyi de oynuyor. Starbucks, Hallmark, Nike ve Ford örneklerini düşünün. Oyun olmayan uygulamaların oyun mekanizmalarını kullanması olarak çevirebileceğimiz “Gamification” 2012 için çok önemli bir trend.
12. Bulutu da unutmayalım
IT dünyası için “kullanmadığıma ödemem” rahatlığını getiren ve farklı modüllerin servisler aracılığıyla birbiriyle konuşmasını sağlayan cloud computing’in biz faniler için anlamı şu: 2012’de bulut sayesinde her zamankinden daha fazla paylaşacağız, müziğimizi istediğimiz yerden dinleyip, sunumlarımıza her yerden ulaşabileceğiz, bu işin parlayan yıldızı da mobil platform.
Her yıl reklam pastasından aynı payı alıyormuş gibi gösterilse de, gerçekte yine geleneksel mecranın küçülmesine, dijitalin büyümesine tanık olacağız.
Ölçümleme Aşkı
İtiraf ediyorum, ben ölçümlemeye aşığım! Bunun için yüzlerce neden sayabilirim, örneğin:
Ölçümleme, bildiğimizi sandığımız şeylerden emin olmamızı sağlar. Zamanla işimizde uzmanlaştıkça yapabildiğimiz akıl yürütmelerin gerçekliğini doğrular. Tahminlerimizi dayandıracağımız temelleri hazırlar. Ölçümleme bilmediğimiz şeyleri bize gösterir. Stratejimizin hepten yanlış olmasını engeller, herşeyi rayına koyar. Yeni araçları, mecraları ve iş akışlarını denememizi sağlar. Ölçümleme olmasaydı bir sonraki büyük şeyi yakalayamaz, işimizi geliştiremezdik, çünkü neyin çalışıp neyin çalışmadığını bilemezdik. Ve ölçümleme bize elmayla elmayı kıyaslama fırsatını verir.
Konu kullanıcı planlaması olunca, ölçümleme, verdiğimiz kararın arkasında durabilmek için vazgeçilmezdir. Gelgelelim, ülkemizde 2010 yılı başına dek, aslında en hesap verebilir mecra olan internet tek bir sektörel birim ile ölçümlenmiyordu. Medya planlamacılar olarak, reklam mecralarımız olan sitelerin aylık sayfa gösterimlerini, tekil ziyaretçi sayılarını ve bu ziyaretçilerin sitelerde geçirdiği zamanı, mecraların beyanlarına dayalı olarak öğreniyorduk. Bu beyanat ortamında rakamlar da şiştikçe şişiyor, gerçekten uzaklaşıyordu. Bu da bir kısır döngüye yol açıyordu: mecraya güven artmıyor, yatırım kısır kalıyordu.
Yayıncı sitelerin ortak bir sektörel birimle ölçümlenmesine giden yol uzun ve gürültülüydü, ama sonunda bu günlere geldik.
Ülkemizde, internet ölçümlemesi Gemius ve Comscore tarafından yapılıyor. Gemius’un araştırması sektörel birim olarak kabul görmüş durumda, çünkü araştırma IAB Türkiye önderliğinde RD, RVD ve katılımcı yayıncılar / satış network’leri destekli olarak gerçekleşiyor. Araştırmada en büyük sitelerden Facebook, MSN ve Google yok.
Türkiye İnternet Ölçümleme Araştırmasının, üç farklı bileşeni var:
• Site-Bazlı, sitelerin sayfa gösterimlerinin, tekil ziyaretçi sayılarının ve kullanıcıların sitede geçirdikleri zamanın ölçülmesi;
• Kullanıcı-Bazlı, kullanıcıların demografik profillerinin ve online davranışlarının analizi;
• Offline yapısal araştırma, online yapılan anketin Türkiye’li kullanıcıyı fazla “internetçi” göstermesini engellemek için sonuçlara projekte edilmek üzere, Türkiye internet kullanıcısının demografisini offline metodla her ay ölçümleyen araştırma.
Ekim 2011 verilerine göre Türkiye’li 24,6 Milyon kullanıcının oluşturduğu aylık trafik 13 Milyar sayfa gösterimi.
Bu trafiğin oluştuğu ana site kategorilerinde %48 oranı ile haber kategorisindeki siteler yer almakta. Onu takip eden %28 oran ile alışveriş sitelerinin trafikleri.
Kullanıcıların en fazla zaman geçirdikleri kategori, ayda kullanıcı başına 05 saat 6 dakika ile haber siteleri.
Kategorilerin ziyaretçi açısından en başarılı sitelerine bakarsak:
Ekim 2011’de en fazla sayfa gösterimi yapan site Sahibinden.com oldu. Sahibinden.com’u, haber sitesi olan Milliyet, Spor kategorisi olan Maçkolik takip etti.
Haber kategorisinde Milliyet.com.tr, önceki aya göre %9′luk bir artış yaşamasına rağmen bir önceki ayda olduğu gibi en yüksek sayfa görüntülenmesine sahip site oldu.
Sahibinden.com, Ekim 2011’de en yüksek trafiğe sahip olan alışveriş sitesi oldu. Eylül ayına göre sayfa gösterimi %3’lük artış gösterdi. Ceptown, bir önceki aya gore %12 oranında trafiklerini düşürdü.
Video kategorisindeki Dailymotion.com.tr 139 milyon aylık trafik ile birinci sırada. 18,2 milyon tekil ziyaretçiye sahip olan Dailymotion.com.tr’de ziyaretçiler ortalama 40 dakika sitede kalıyorlar.
Sosyal ağlar kategorisi altında (bu araştırmaya Facebook dahil değil) Ekşisözlük’ün aylık trafiği Eylül ayına göre % 1 artışla 180 milyon site trafiğine sahip. Bu kategoride birinci sırada. Ekim ayında 7,2 milyon kişi tarafından ziyaret edildi. En yüksek tekil ziyaretçiye sahip olan blogcu.com sitesi ise, 52 milyon site trafiğine sahip.
Oyun ve gençlik kategorisi kapsamındaki sitelerin en başında hocam.com site genelinde 97 milyon aylık trafik ile yer alıyor. 583 bin tekil ziyaretçisi bulunan sitede ortalama kalınan süre 2 saat 51 dakika.
Spor sitelerinde Maçkolik, tüm kategoriler bazında 3. trafiği en yüksek olan site olarak konumlanıyor. Aylık trafiği bir önceki aya göre % 23 artmış. Bu kategoride 153 milyon ile birinci durumda.
Mynet.com iVillage, Kadın ilgi alanı kategorisinde 15 Milyon site trafiğine sahip. Geçen ayki dataya gore %2 oranında artış yakaladığını görüyoruz.
Tersine Dijital Bölünme
Ezberler bozuldu: Türkiye’de internet bir kitlesel mecra artık. İnternet ölçümleme araştırmamız, ülke nüfusunun üçte birinin internet kullanıcısı olduğunu gösteriyor (hem de sayıya internet kafelerden bağlananları tam olarak dahil etmeden). Kaliteli içerik arttı, bağlantı ve bilgisayar sahibi olmak ucuzladı, markaların ulaşmaya çalıştığı hemen tüm hedef kitleler online.
Bu durum nasıl bir potansiyeli barındırıyor:
× 25-44 ABC1 SES grubunu mu hedefliyorsunuz, televizyon kampanyanızı dijitalle destekleyip, 6 milyon potansiyel tüketiciye de internetten ulaşabilirsiniz.
× 12-24 yaş arası gençler mi dediniz? 12 milyon her daim online genç karşınızda.
× Kampanyanızı gazetelerin arka kapaklarını kapatmakla sınırlamayın, aynı gazetelerin ve haber sitelerinin ana sayfalarını da çok uygun fiyata boyayabilirsiniz, 10 milyon potansiyel müşteriniz haberi online’da okuyor çünkü.
× Rating rekortmeni dizideki kuşaklara giremedinizse üzülmeyin, reklamınızı online dizi yayınlarının önüne koyabilirsiniz, 5 Milyon kişi o diziyi internetten izliyor.
İster yüksek erişim planlayın, ister ince kesitlere seslenin, internet kullanıcıları her kabın şeklini alıyor: Ajansınıza “Online reklamlarım, üç büyük şehirde yaşayan, üniversite mezunu, özel sektör çalışanı, otomobil sahibi, 15 yaş altı 2 çocuğu olan anne ve babalara görünsün” brief’ini verebilirsiniz mesela.
Gelgelelim, ülkemizde dijital pazar bir çelişkiler yumağı. “Digital divide” dedikleri bizim pazarda biraz tersine işliyor, online kullanım alışkanlıklarına bakınca internet kullanıcıları, sektörümüzün ilerisinde görünüyor.
Emekli memurlar maçları internetten stream ederken, çalışan kadınlar blog’ları sıkı takibe almışken, e-ticaret son iki yılda kendini katlamış, anneannelerimiz Facebook post’larımızı “like” ederken bakalım bizim pazarlama iletişimi tarafında neler oluyor:
× TV reklamımızın prodüksiyon bütçesi 1,5 milyon TL, aynı kampanyanın web sitesine ayrılan para 15 bin TL. “Kampanya banner’ları mı? Bedava olmalı tabi ki.
× Medya ajansımız reklamverenine sunum yapıyor: Slide’lar sırasıyla; televizyon, basın, outdoor, radyo, sinema veee internet. Dijital dediğiniz, 360’ın son deliği.
× “Yüksek ROI hedefli internet kullanımı mı dediniz? Hmm, çok sıkıcı. Onu bırakın da, rakibin sitesine koyduğu oyuna bakın. Biz de böyle birşey yapalım. Markamızı sulandırsa da yapalım. Azıcık bir paradan bahsediyoruz zaten, istediğimizi yaparız. Hem bizim dijital ajans çok zıpır, toplantılar eğlenceli geçiyor.”
× “Sosyal medyada olmak istiyoruz, olup da ne yapacağız, nereye varacağız, bilmiyoruz. Düşünmedik ve hatta düşünmeyeceğiz de. Sosyal medya bizim için araç değil, en ulvi amaç. Ötesi yok. “Post” etmeyi bizim yeni stajer halleder zaten.”
Dijitale böyle yaklaşanlar, dikkat edin, ona “yeni medya” diyorlar. Bu, basit bir telkin metodu. “Yeni” olunca, onu öğrenmek, sindirmek, hep bir sonraki haftaya ertelenebilen ev ödevi haline geliyor, içler rahatlıyor. Oysa adına ister “yeni”, ister “interaktif”, ister “tıklamalı mucize” ne derlerse desinler, dijital hakkındaki iki acı gerçekle yüzleşmek zorundalar:
- Dijital hiç yeni değil, örneğin ülkemizde en az 15 yıldır gayet ciddi bir mecra.
- Dijital ertelenebilir değil, dolayısıyla dünya dijital medya sayesinde tarihte benzeri görülmemiş biçimde değişirken, sektör, bilgisizlik-erteleme-umursamazlık üçgeninde döneniyorsa, sadece kendine zarar verir.
Kırmızı hapı yutmak isteyenlere naçizane öneriler:
| Ajanslar | Marka yetkilileri |
| En düşük fiyatı vermeye çalışıp, kendinizi bitirmeyin, “dijital değeri” yaratan, hatta tanımlayan ajans olmaya çalışın. Özellikle global network ajansları, en iyi uygulama örneklerini getirip, deneyimleyip, en iyi çalışan uygulamalar üzerine gitmeli. | Elbette konkur açmalısınız, ama en düşük fiyatı vereni değil, marka hedeflerine birlikte koşabileceğiniz en yenilikçi iş ortağını seçin. Parlak fikirleri hayata geçirirken de hakettikleri zamanı ve bütçeyi ayırın. |
| Öğrenmeye ve uygulamaya emek, zaman ve para ayırın. İmkanınız elveriyorsa her dijital semineri izlemeye çalışın, ötesine geçin, bol bol okuyun, online bültenlere abone olun, webcast’leri takip edin, tek bir alana odaklanmadan ve tekniğe saplanmadan bütünsel bilginin peşinden gidin. | Dijital pazarlama yöneticiniz değiştiğinde, kurum, deneyimleri ve öğrenilenleri kaybediyorsa, bir sorun var demektir. Yapılanları iyi takip edip, başarılanların üzerine yenilerini inşa etmenin bir yolunu bulun. Ajanslarınızı da her seferinde yeni gelene herşeyi baştan aktarmak zahmetinden kurtarmış olursunuz. |
| Yeteneği çekmeye ve tutmaya çalışın. Dijital nefes alıp online’da yaşayan bir nesil iş dünyasına giriyor. Kurum kültürünüz bu insanların rahat edebileceği, bilgilerini geliştirip, paylaşabilecekleri bir ortam yaratırsa, onları başka sektörlere kaptırmazsınız. | Hiyerarşide yukarı doğru çıktıkça, karşılaştığınız yöneticiler giderek daha analog kişilerse, dijital eğitimlere onları da dahil etmeye çalışın, dünyadan ödül kazanmış projeleri ve yarattığınız iyi dijital işlerin sevincini paylaşın. |




















