Aşağıdaki infografik, Fortune 100 şirketlerinin sosyal medya kullanımları ve taktikleri üzerine sadece istatistiksel veri sunmuyor, en önemli stratejik konunun araçların, platformların ve kanalların önceliklendirilmesi olduğu da ortaya koyuyor. En az iki senedir sosyal medyanın getirdiği yeni iletişim paradigması üzerine kafa yoran reklamveren ve ajansların stratejik yol haritalarına ışık tutması amacıyla:
Sosyal Medyada ROI Bazlı Ölçümleme
Markasının sosyal medyada yapıp ettiklerini ROI bazlı olarak ölçümleyemeyeceğini düşünen pazarlama profesyonelleri var. Sosyal medyanın çok yeni olduğunu, bildik ölçütlerin ve takip tekniklerinin uygulanamayacağını söylüyorlar.
Online’dan bahsediyorsak, herşey takip edilebilir. Sosyal medyada ROI da tıpkı online display veya aramadaki gibi sonuç üretir, sadece biraz daha geç sonuç üretir.
Sosyal medyadaki performans göstergelerine baktığımızda, çok da yeni şeylerle karşılaşmıyoruz:
1-İşlemler:
Arama motoru reklamcılığı veya online display reklam yapan her pazarlamacının yapılan işin başarısını ölçmek için kullandığı kriterler. Bu kriterleri, web sitesi, CRM sistemi veya call center için kullanırız. Kullanıcıdan veri toplama veya yönlendirme işlevi olan bir Facebook sayfası için de… Bunlar: Tıklama oranı (CTR), ziyaret, sayfa görüntüleme, tıklama başı maliyet (CPC), yönlendirme başı maliyet (CPL) ve satışa dönüşme satış geliri olabilir.
2-Sosyal istatistikler:
İlk bakışta yeni gibi görünürler ama yine online pazarlama işini bilen herkesin tanıdığı kriterler. Markamızın, Facebook, Twitter veya video sitelerindeki kanalı, içeriği veya profiline ait ölçütler: Veritabanı: Toplanan ‘fan’lar, arkadaşlar, kaydolan kullanıcılar, API indirenler, follower’lar; Engagement: ‘Like’lar, yorumlar, paylaşımlar, retweet’ler; İzlenme: Video izlenme sayısı, SlideShare gösterimi, sosyal sitedeki sayfa gösterimi.
3-Buzz:
Bu kriterler de marka veya ürün hakkında “konuşulma” seviyesini ve bunun etkisini (veya erişimini) gösterir. Konuşma: Twitter tweet’lerinin sayısı, blog ve forum post’larının sayısı, yorum sayısı; Erişim: Konuşmayı yapan kullanıcıların veya blogger’ların sayısı; Durum: Pozitif ve negatif konuşmaların sayısı; Contekst: Konuşulanların ve yorumların konu başlıkları ve kapsamı.
Birçok reklamveren veya ajans için bu ölçütlerin bir ekrana dökülmesi başta zor gelebilir. Aslında düşünüldüğü kadar zor değil. Yeter ki, önce işin teknolojisini ve akışını oturtun, sonra da gözünüzü sizin için en önemli başarı kriterleri neyse onlara dikin.
İşe Yaramaz Web Sitelerinin 4 Özelliği
Elbette, web siteniz için çok uğraşmış olabilirsiniz, her pixel mükemmel, hizalamalar, boşluklar göze hoş görünür, başlıkların fontu çok güzel olabilir. Ne yazık ki, güzel bir web sitesinin işe yaramaz olması çok kolay.
İşte bir web sitesini işe yaramaz yapan özellikler:
- Web siteniz arama motorunda bulunamıyor: Büyük şirketlerin web siteleri arama motoru optimizasyonundan nasibini almamış olsa bile, rahatça bulunabilirler. Ne yazık ki, geri kalan bizlerin böyle bir şansı yok. Bu özellikle tamamen Flash ile üretilmiş ve göze hoş görünen sitelerin derdi. Bunların Google tarafından genelikle sadece ana sayfa kodunun Flash dosya haricindeki bölümleri endekslenebiliyor. Bazı sitelerin ise Flash sorunu yok ama bunlar da sayfa başlıklarını ve URL’leri bile -yani arama motoruna sayfalarının ne hakkında olduğunu söyleyebilecek en temel alanları- optimize etmiyorlar.
- Web siteniz sadece şirketinizin en havalı özelliklerini sayıp döküyor: İyi hoş da, şirketten beklentisi olan biri veya potansiyel bir müşteri açısından bunun pek önemi var mı? Bu kullanıcı sadece problemini nasıl çözeceğinizle ilgili olacaktır. Eğer içeriğiniz sadece kim olduğunuz, ne iş yaptığınız ve şirket haberlerinden ibaretse, bir daha düşünün.
- Web siteniz o kadar yanar döner veya o kadar ‘cool’ ki, insanlar nereye tıklayacaklarını bile bulamıyorlar: Kullanıcıların konsantrasyon sürelerinin kısa olması bir sır değil. Bu yüzden havalı bir biçimde gizlenmiş site menüsü, sadece kullanıcıyı anında başka yere zaplatmaya yarar. Sadece iki menu elemanınız mı olacak? Bari bu ikisi potansiyel müşteri ihtiyaçlarına cevap veren içeriği sunsunlar. Ama en iyisi, araştırma veya satın alma aşamasında bulunabilecek kullanıcı tipleri için gerekli tüm opsiyonları sunmak.

- Web sitenize girer girmez bir ses duyuluyor. Belki oldukça ilginç bir video veya hip bir müzik seçtiniz ve auto-play’de set ettiniz. Bu, birinci dereceden bir pazarlama hatası olmayabilir, ama en azından rahatsız edici olduğunu kabul edelim. Kullanıcı, sessiz iş ortamında otururken, birden hoparlöründen patlayan sesi çekmek zorunda değil. Sitenizde gezip, talep formu doldurmak yerine ne yapacak? Sekmeyi kapatıp derhal uzaklaşacak.
İşe yarayan bir web sitesi istiyorsanız, en azından aşağıdakileri uyguladığınızdan emin olun:
- Sitenizin -en azından- belli başlı sayfalarını optimize ettirin ve bunlar, ilgili anahtar kelime aramalarında ilk sayfalarda çıksın.
- Siteden gelen potansiyel müşteri talepleriyle ilgilenmenin şirket içi metodlarını kesin olarak belirleyin, şirketinizde bununla ilgili kişileri brief’leyip görevlendirin.
- Site navigasyonu basit, ürün / hizmete nasıl ulaşılacağı son derece açık olsun.
- Ve lütfen otomatik başlayan ses / video koymaktan vazgeçin :).
Bu önlemler, potansiyel müşterinizin sitenizde zaman geçirmesini, şirketinizle iletişime geçmesini ve müşteriniz olmasını kolaylaştıracaktır.
Online Medya Planının 4 Boyutu
Basın, televizyon veya açıkhavadan çok farklı olarak, online medya, epey karmaşık ve karmaşıklığı giderek artıyor. Her geçen gün yeni bir reklam formatını, ücretlendirme modelini, hedefleme seçeneğini ve yeni bir ölçütü beraberinde getiriyor.
Online’ın gerektirdiği süreçlere ve araçlara alışkın olmayan ama medya yatırımlarını giderek daha fazla dijital alana kanalize etmek zorunda olan reklamverenler için online medya göz korkutucu olabiliyor.
Bir online medya planına dahil olabilecek tüm seçenekleri dökümleyerek, bu kafa karışıklığına karşı küçük bir katkımın olmasını umuyorum.
Online medyanın dört boyutu şunlar:
- Hedefleme,
- Ücretlendirme,
- Reklam tipleri,
- Ölçütler.
Online medya, reklam yatırımının getirisini maksimize etmek için birçok seçenek ve fırsat sunuyor. Buna karşın, halen bazı medya planlamacıların hep aynı reklam tiplerine ve kreatif konseptlere takılıp kaldığını görüyoruz. Oysa iyi medya bir planlamacı, kampanya planının içeriğini geniş bir dijital yelpazeden seçer, görüntülenme, erişim ve frekans bazlı alımlarla markalamayı merkeze alırken, dönüşüm veya satış bazlı alımlarla ROI’ı da desteklemeyi ihmal etmez. Ayrıca, online medyanın dört boyutunda yer alanları, yani aşağıdaki listenin elemanlarını -en azından bir kısmını- bir çırpıda sayabilir.
Aşağıdaki liste tam olmayabilir elbette. Yine de, önüne iki boyutlu -örneğin sadece CPM bazlı banner yayını içeren- bir online medya planı getirilmiş reklamveren, aşağıdaki listeye bir göz atarak, planlamacısının yaklaşımını sorgulayabilir ve iyileşme sağlayabilir.
Hedefleme
- Kayıtlı kullanıcılar / üyeler
- Anahtar kelime hedefleme
- Profil / davranışsal hedefleme
- Lokasyon hedefleme
- İçerik hedefleme
Ücretlendirme
- Sponsorluklar
- Ana sayfa bloklama
- CPM (bin kişiye gösterim bazlı)
- PPC (tıklama başına)
- PPL (kullanıcı yönlendirme başına)
- PPA (aksiyon başına –üye oluş, form dolduruş vb.)
- Affiliate (komisyonlandırarak)
Reklam tipleri
- Banner
- Metin reklam
- Doğal arama sonuçlarında reklam
- Advertorial
- İçerik entegrasyonu
- Video
- Rich media
- Marka yerleştirme (oyun içine vb.)
- E-posta
- E-bülten sponsorluğu
Ölçütler
- Tıklama oranı
- Tıklama başına maliyet
- Sayfa gösterimi
- Sayfa gösterimi başına maliyet
- Angajman
- Angajman süresi
- Video izleme
- Video izleme süresi
- Dönüşüm / aksiyon
- Dönüşüm / aksiyon başı maliyet
- Yönlendirme
- Yönlendirme başı maliyet
- Download
- Download başı maliyet
- Yatırım Getirisi (ROI)
- Bilinirlik
Bu araçların doğru kombinasyonlarını test etmeye zaman ayırmayan online medya planlamacılar, reklamverenleri için en uygun araçları keşfedemezler. Özellikle reklamverenin amaçları arasında doğrudan pazarlama varsa, bu keşif her zamankinden daha önemli.
Reklam Ajansları ve Yeni İletişim Teknolojileri
Bundan sonraki 10 yıl içinde, tüm reklam ajansları (sadece dijital ajanslar değil) teknoloji odaklı bir yaklaşım benimsemek durumunda kalacaklar. Bundan 7-8 yıl önce hedef kitle tanımlamalarına pek girmeyen ama internetten “çıkmayan” kitlenin yaşı büyüdü, satın alıma karar veren kitle haline geldi. Bunlar hala ve giderek daha fazla video oyunlarında, cep telefonlarında, anında mesajlaşma uygulamalarında yaşıyor ve hızlı tüketiyorlar. Pazarlama ve reklam dünyasının bu gerçeği gözardı etmesi imkansız.
Kısa süre içinde, Türkiye’de de, tüm dünyadaki gibi, tüm mecraların dijital hale geldiği bir dönem başlayacak. Online-offline veya gerçek-sanal ayrımı ortadan kalktığında sadece teknoloji kalacak. Ve teknoloji de medya planlama, art direktörlük, metin yazarlığı yanında olmazsa olmaz bir bir yaratıcı güç olarak yerini alacak. Kısaca o dönem geldiğinde teknoloji ile ilgili derinlemesine bilgi sahibi ajanslar başarılı olabilecek.
Ajansların işi mesajı iletmektir ve üstlendikleri rol elbette değişmeyecek. Ancak mesajı iletme yöntemleri değişmek zorunda. Bunun için de sadece dijital departman açıp biraz yatırım yapmaktan fazlası gerekiyor. 99’dan beri Türkiye’de reklam ajansları bünyelerinde internet departmanları kuruyorlar, kapatıyorlar, yine kuruyorlar. Bunların çoğu, online iletişim anlayışının “al markanın basın ilanını, interaktif yap” veya “işte TV reklamı, bunu video sitelerine koyalım, viral’ı olsun”dan ileri gitmeyen ajanslar. Online’a ne vakitleri var ne de fazla ilgileri.
Yeterli ölçüde adapte olan ajanslarda, üst düzey yönetimden geleneksel mecra kadrolarına dek herkes interneti kullanır: araştırmalarını internette yapar, masaüstü uygulamalardan yararlanır, FaceBook’ta profil açıp Messenger kullanmayı bilirler. En önemlisi mobil, web veya arama motoru, konu ne olursa olsun, her alanda üçüncü şirketlerle ortaklık kurup proje üretebilirler.
Digital / online iletişimin anlamı
En basit anlamıyla, online iletişim, kurumun / markanın hedef kitlesine mesajını internetin gücünü kullanarak ulaştırması ve aynı yolla tepki almasıdır. Eskiden sadece banner ile anılan online reklamın geleneksel reklama avantajı, kitleye dayatılmaması, kitlenin onunla etkileşimi seçmesidir.
Display yanında, arama motoru reklamları, affiliate bağlantılar, viral pazarlama, arama motoru reklamcılığı, içeriksel reklam, e-posta reklam, datafeed’ler, mikro-, broşür-, community siteler vb. geniş bir yelpazeyi kapsar.
