Facebook: Neden ve Nasıl? – 1

NEDEN FACEBOOK?

Facebook, bugün itibariyle 596,4 Milyon kullanıcıda. Türkiye 24,8 Milyon kullanıcısı ile yılı dördüncü sırada kapattı.  Aklın yolu bir: 24,8 milyon insanın içinde herhalde markanızın hedef  kitlesi de vardır, değil mi? İşte bu yüzden markanız Facebook’ta olmalı.

Her gün daha fazla zamanımızı Facebook’ta geçiriyoruz. Geçen sene ayda ortalama 8 kere login olan kullanıcılar, 2010’da login sayılarını ayda 11’e çıkardılar. Tüm kullanıcılar arasında yapılan araştırmaya göre, internette geçirilen zamanın %7si Facebook’ta geçiriliyor. Facebook, gelip geçici bir moda olmadığını çoktan kanıtladı.
2011’de Facebook’un pazarlama camiasının daha çok ilgisini çekmesi ve bu eğilimin paraya dönüşmesi kaçınılmaz. 2009’dan beri estirilen sosyal medya rüzgarlarına, yaratılan gürültüye rağmen, çoğu marka ya sosyal medyadan uzak duruyor ya da sosyal medyayı genel iletişimine ek bir hoş dokunuş olarak katıyordu.

PEKİ NASIL?

Social Business Model

2011’de sosyal medyaya mesafeli oluş durumunun değişeceğini düşünüyorum, çünkü “social business model“ gelecek. Küçük sosyal medya adımlarının yerini “big picture” pazarlama stratejisi alacak ve markalar, kullanıcı ile etkileşimi ‘dönüşüm’e giden, ‘conversation’ı da yatırım getirisine giden yol olarak görmeye başlayacak. Buna girişmeyen marka da mecradan hepten çekilecek. Markanın sosyal medya iletişimini ROI bazlı ölçümlemesi 2011’de en önemli trend olacak. Online display reklamcılık, web siteleri veya CRM sistemleri için kullanılan başarı göstergelerinin, sosyal medya için de kullanılmaması için bir sebep yok sonuçta.  Sosyal medya da tıpkı online display veya aramadaki gibi sonuç üretir, sadece biraz daha geç sonuç üretir. Daha fazla bilgi için: Sosyal Medyada ROI Bazlı Ölçümleme.

Marka yöneticilerinin artık, sosyal medya iletişimine bir seferlik ve kopuk birer çaba gibi değil, tutarlı, tahmin edilebilir, ölçülebilir ve uzun soluklu tek bir kampanya gibi bakmaları gerek.

 Entegre Dijital Pazarlama

Facebook, tıpkı diğer dijital pazarlama araçları gibi, optimal medya planlama içinde ve markanın genel pazarlama iletişimi ile uyumlu olarak ele alındığında başarılı bir araç.

Sosyal medya, biz medya stratejistlerinin gündelik iş akışına her geçen gün daha çok giriyor. Yakın zamana kadar, sadece bağımsız reklam formatlarını ele alırken, artık, hedef kitle ile tüm online etkileşim noktalarını kapsamaya ve online display reklam olsun, arama veya sosyal medya olsun, tümündeki asset’leri birbirini besler halde kullanmaya çalışıyoruz.

Örneğin; OMD Digital olarak online display reklamlarımıza Facebook connect fonksiyonunu entegre ediyoruz ve markanın sosyal medya alanını display mecrada da besleyerek iyi geri dönüşler alıyoruz.

Facebook’ta reklam, elbette fan sayfası olan markalar için çok daha uygun. Çünkü burada yaptığınız tanıtım, belli bir zaman sonra kendi kendine viral yansımalarla ivmeleniyor. Facebook kampanya raporlarında görülen organik görüntülenme kısmında bu etkileri detaylıca görebiliyorsunuz. Fan sayfası kurmamak marka için kaçırılmış fırsat demek, çünkü aslında sadece Facebook’ta olan güçlü bir özellik bu: Marka kendi izleyicisini oluşturma fırsatına kapısını kapamamalı.

Biz müşterilerimize önersek de aslında pazarımızda başka bir büyük sorun var: Son 1,5 yılda sosyal medya çevresinde oluşturulan bunca gürültüye ve piyasadaki sosyal medya ajansı enflasyonuna karşın, pazarda halen konuya tam hakimiyet yok: Fan sayfası olmadan sosyal medya tanıtımı yapmak isteyenler, fan sayfası varken fan’larını aplikasyon içine toplayanlar, dolayısıyla aplikasyon yayından kaldırıldığında fan’ları da yitirenler, ödüllü yarışma aplikasyonu yapıp, güvenlik konusunda önlem almamış olanlar… Yetkinlikten uzak ve başarısız bu projeler, reklamverenin sosyal medya algısını olumsuz etkiliyor.

Devamı haftaya:
“Marka ve Medya Planlamacı Facebook’u Nasıl Etkin Kullanmalı?”

Geç Kalmadan: Dijital Pazarlama Stratejisi

Naçizane sektör tecrübeme dayanarak söyleyebilirim ki, markaların online pazarlama operasyonlarındaki kötü sonuçlara genel olarak teknik eksiklik değil, vizyon eksikliği yol açıyor. Öngörüsüzlük, dar bakış açısı, markanın dijital yüzünü üst düzey pazarlama profesyonelleri yerine içerideki en tecrübesiz / yetkisiz / etkisiz ekibin eline terketmek ve özellikle teknoloji üzerine fazla odaklanmak şirketleri zor durumda bırakıyor.

Peki, teknoloji etrafında bu kadar gürültü koparılırken, şirketler doğru dijital pazarlama kararlarını nasıl alacak? Bugüne dek, dijitali bilmeyen, bilmediği için veya önyargıları yüzünden önemli olmadığını düşünen, işi yönetimindeki ‘gençlere’ terk etmiş ama dijitalin gürüldemesiyle bugün artık paniklemiş üst düzey pazarlama profesyonelini kim kurtaracak?

Öncelikle derin bir nefes alıp, sakin olmak ve dijital pazarlama stratejisinin, pazarlama stratejisinden farklı birşey olmadığını, onun bir parçası olduğunu anlamak gerek. Bence anahtar bu. Dijital pazarlama stratejisi, genel pazarlama stratejisiyle aynı iş hedeflerine hizmet eder, etmeli. Evet, dijital pazarlama, eski pazarlamadan daha komplike olabilir, ama onu komplike yapan farklı operasyonel kaynakları, farklı iş akışları ve altyapı gereksinimleri, yani araçları. Amaçta ise farklılık yok, yani olmamalı.

2010 yılının son çeyreğine yaklaşıyoruz. Hala birçok şirket, online pazarlamanın bir web sitesi açıp, siteye trafik yaratmak için arama motoru optimizasyonu yaptırıp, banner reklam vermek olduğunu sanıyor. Oysa online pazarlama bunlardan çok daha fazlası.

Elbette online pazarlama adına bu işleri yapsınlar ama aynı zamanda şunlarla da ilgilensinler:

  • ‘Online marka deneyimininin’ tasarlanmasıyla,
  • Web bazlı ve mobil bazlı girişler için ayrı kodlama yapılmasıyla,
  • Bunlar için gereken insan ve teknoloji kaynaklarının sabit tutulmasıyla,
  • Gerçekleştirilen online marka deneyiminin takibiyle, ölçümlenmesi ve analiziyle,
  • Etkileşime geçilen online tüketici ile ilişkinin sürdürülmesi ve geliştirilmesiyle,
  • Bu deneyimin teknik, tasarım, içerik ve etkileşim açılarından güncel tutulmasıyla…

Konu derin ve karışık. Dolayısıyla ne olursa olsun, hemen harekete geçmemek gerek. Panik olmuş pazarlama profesyoneli, hemen web sitesi yaptırmaya girişmeden, hatta teknolojiye kafa yormaya bile başlamadan öncelikle kurumsal iş hedeflerini iyice kavramalı. Vizyonu, marka ve ürün için operasyonel stratejiyi tanımlamalı. Gap mi, SWOT mu, hangi analizi kullanacaksa kullanmalı ve pazarlama hedeflerini marka, pazar fırsatları ve tüketici kitlesi bazında detaylandırmalı. Ondan sonra, medya ajansının da yardımıyla, ortaya hedef kitleye erişilebilecek platformları ve teknolojik kaynakları sermeli ve içeride de bir yandan işe girişmeli: Varolan iş yapış modellerinin bu vizyonu desteklemesi için hangi değişiklikler yapılmalı? vb.vb…

Detayda boğulmak kolay, ancak bir şeyi hep akılda tutmak gerek: Akılcı dijital pazarlama stratejisi, iş hedeflerine yöneliktir, iş fırsatlarına dayanır, teknolojiye değil. Teknoloji amaç değil, araçtır.