Facebook’un WhatsApp’ı Satın Alması Hangi Yolculuğun Başı?

Geçtiğimiz hafta, dünyada dijital pazarlama gündeminde en başa Facebook’un WhatsApp’ı 19 Milyar $’a satın alması oturdu. 19 Şubat’ta WhatsApp’ın resmi blog’undaki yazı, uygulamanın kullanıcılarına satışı duyurdu ve kullanıcı açısından hiçbirşeyin değişmeyeceğinin, şirketin özerk ve bağımsız kalacağının garantisini verdi.

WhatsApp neydi, derseniz: 5 yaşında, bana kalırsa biraz çirkince görünümlü, reklam geliri olmadan kullanıcıları arasında metin, görsel, video, lokasyon ve iletişim bilgisi post etmelerini sağlayan bir mobil uygulama. Dünya üstünde ağırlıklı Afrika, Hindistan, Güneydoğu Asya ülkelerinde kullanılıyor. Her gün 1 milyon kullanıcı ekleyerek popülerleşiyor. Gelgelelim, WhatsApp’da da, başka mesajlaşma uygulamalarının etrafında da bir “hendek” yok, Herşeyimiz, kimliğimiz Facebook’tayken, yeni bir mesajlaşma uygulamasına kaydolmak için tek gereken telefon numaramız ve adres defterimiz ve yenisine geçmek bir dakikamızı almaz.

Facebook WhatsApp'ı Neden Satın Aldı

19 milyar doların mantığını anlamaya çalışalım:

Yanıt kullanıcı sayısı mı?
WhatsApp 450 milyon kullanıcıda.
2012’de 100 milyona yakın kullanıcısı olan Instagram’ın 19 katı değerleme almış.
WhatsApp’da Twitter’ın kullanıcı sayısının neredeyse iki katı üye var. Buna rağmen Twitter, pazar değerlemesi 30 milyar $.
Kullanıcı sayısı en önemli değişken değil demek ki.

Devamını Oku

Mobil Pazarlama: Neden ve nasıl? – 2

Ülkemizde mobil telefon penetrasyonu %85, GSM aboneleri 61,5 Milyon. Bunların 11,4 Milyonu 3G abonesi ve 9 Milyonu mobil Wi-Fi ile internette diye yazmıştım. Ama mobil reklam halen, dijital reklam (display + arama motoru + mobil) harcamasının sadece küçücük bir parçası.

Sebep ne? Bir kere, içerik ve dolayısıyla erişim halen çok kısıtlı: toplamda aylık 8-10 milyarlık internet sayfa gösterimine karşın 700-800 Milyon mobil internet sayfa gösterimi. 4 inch ekranlardan sözetsek bile, mobilin bilgisayar ekranındaki görsel etki ve içerik derinliğinin getirdiği deneyimle kıyaslanamayacağı açık. Dolayısıyla reklamvereni mobil reklama ciddi bir yatırıma ikna etmek zor.

Peki, ne yapmalıyız? Reklamvereni, mobile yavaş yavaş ısındırmalıyız. Bol bol yeni ve etkileyici teknolojiler ve aplikasyon bazlı projeler sunmalıyız. Rakipleri arasında ilk olacağını vurgulamalıyız. En önemlisi de mobil internette, web’deki reklam kirliliğinin olmadığının, kaliteli içeriğin ortasında onun reklamının tek başına yer alacağının ve alacağı yüksek tıklama oranlarının altını iyice çizmeliyiz.

Yeni ve etkileyici teknolojilere gelelim. Hepsinin başında bence augmented reality (AR) geliyor. 360 derece pazarlamanın satış noktası entegrasyonu için süper bir icat. Bu teknoloji sayesinde, cep telefonunuzun kamerası, gerçek dünya ile sanal interaktif uygulamaları birleştiren bir kapı haline geliyor. QR kodlara göre çok daha üstün uygulamalar yapılabiliyor.

Bir çok içecek ve otomobil markası, AR’ın potansiyelini farketmiş durumdalar. AR, satış noktası ve basın reklamlarının 3 boyutlu geleceği olacak.

Haftaya: Lokalizasyon bazlı servisleri pazarlamamıza nasıl dahil edelim?