ZMOT: Bildiğimiz Pazarlamanın Sonu

 

 

 

 

 

 

 

 Pazarlama literatüründe “İlk Karar Anı Teorisi”ni – FMOT ya da First Moment Of Truth– duymuşsunuzdur. Teoriye göre, reklam mesajıyla karşılaştığımızda bir ihtiyacımız tetikleniyor, ikinci aşamada markete gidiyoruz ve raftaki ürünle karşılaşıyoruz ve halihazırda ikna olduğumuz için satın alıyoruz, sonra eve gidip kullanıyoruz ve reklamdaki vaat doğru mu bakıyoruz.  İlk aşama uyaran, ikinci aşama raf ve üçüncü aşama deneyim.

Çalıştığım ajans UM’in bağlı bulunduğu IPG’nin çatısında hizmet veren Shopper Sciences şirketi ve arama devi Google tarafından gerçekleştirilen çalışmaya göre artık bu karar anı teorisi değişti: FMOT, ZMOT’a (Zero Moment of Truth’a) dönüştü.  Artık reklamı gördüğümüz andan itibaren ihtiyacımız tetiklendiyse internette araştırıyoruzi ürünü kullanan diğer kişilerin yorumlarını okuyabiliyoruz.  İkna olduk ve satın aldık, kullandık diyelim, ürünle ilgili fikrimiz olumsuzsa bunu yine internette paylaşıyoruz ve başka birinin “raf” aşamasını yok edebiliyoruz.

İçinde bulunduğumuz dönem, bildiğimiz anlamda pazarlamanın değiştiği dönem. Her gün cep telefonları, bilgisayarlar ve tabletlerde yüz milyonlarca satın alma kararı alınıyor veya iptal ediliyor.  Marka ne yapmalı? İşe online’daki tüketici algısını yönetme işini çok ciddiye almakla başlamalı. Başlamak gerçekten de bitirmenin yarısı. İkinci yarı şöyle: Marka ve rakipler hakkında konuşulanları dinlemek, pazarlama iletişim stratejisinde buna göre güncelleme yapmak, ürün ile ilgili zayıf noktalarda kaliteyi arttırırken, tüketici memnuniyetini yükseltip, bu olumlu deneyimleri paylaşanları  yaratmak…

Araştırma sonuçlarını şuradan indirebilirsiniz.

 

IAB Interact 2012’den bildiriyorum.

Interact Kongresi BarcelonaIAB (Interactive Advertising Bureau) Europe’un interaktif reklam sektörü kapsamında her yıl düzenlediği seminere bu yıl IAB Europe Mobil Komite üyesi olarak katıldım.

Art Otel’de (sanırım Barcelona’nın en güzel oteli) düzenlenen konferansın ana konusu “Big Data”. Geçen sene dijitalin markanın toplam iletişim planı içindeki rolü ve geleneksel mecralar ile etkileşimi merkez alınmıştı. Gerçekten de data denizinde yüzüyoruz. Buraya “hit”lerden”tıklama sayıları”ndan geldik, hem de çok kısa bir sürede. Artık AdEx’ler, DSP’ler dönemindeyiz, hedef kitleyi demografik, sosyodemografik, ilgi alanı, son gezdiği içerikler vb. gibi bir yığın kritere göre filtreleyip, kampanyaları gerçek zamanlı olarak optimize ettiğimiz, attribution modellemeleri yaptığımız bir denizde… Aynı konulu panelde biz dijitalcilerin de kendimize sık sık sorduğumuz soruyu sordular? İyi de sektör bu datayı medya karmasına katmaya hazır mı? Daha da önemlisi sektörün bu denizde yüzebilecek insan kaynağı var mı?

Konferansın yine en ilgi çeken bölümü Türkiye dahil 26 Avrupa ülkesindeki dijital reklam harcamasını yansıtan AdEx Benchmark anketi sonuçlarıydı. 2011 epey zorlu ekonomik şartlarda geçmiş olsa da, Avrupa’da online reklam pazarı 2010’a göre %14,5 büyümüş. ve 20.9 Milyar €’ya ulaşmış. 2011’de tüm reklam pastası ise (online da dahil) sadece %0,8 büyümüş. Türkiye dahil … ülkede her 5 Euro’nun 1 Euro’su dijital reklama harcanmış.

Dijital reklam pazarı büyümesinde Rusya % 55,5 ile ilk sırada, ayrıca pazar büyüklüğünde 6. sırayı kapmış. Avrupa ülkelerinde dijital reklam pastasının %68’ini 5 ülke oluşturuyor: İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya ve Hollanda.