sosyal_medya_takibi

 

“Meşgul pazarlama dünyası insanlarını düşünüp, 5 yazılık bir dizi hazırladım, her seferinde tek pasta dilimi, 5 dilimde sosyal medya pazarlamasını yiyip bitireceksiniz” demiştim (Bkz. önceki yazı).

İlk dilimi yemeye başlıyoruz.

Önce, önemli bir görgü kuralını hatırlayalım: Önce dinleyip anlamalı, sonra konuşmalı.

Marka içeriğini paylaşmadan, sosyal ağlarda reklam yayınlatmak için brief vermeden ve başarınızı ölçmeye soyunmadan, bir bakın bakalım, insanlar hakkınızda neler söylüyor ve nerede konuşuyor…

İşte 10 altın kural:

1. İnsanlar markanız hakkında nerede konuşuyor, araştırın:
Sosyal antenlerinizi doğru kanallara yönlendirin. Hangisini kullanıyor olursanız olun, sosyal medya takip yazılımınız bu kanalları derinlemesine takip ediyor mu emin olun.

2. Facebook ve Twitter’ı aşın, her yer sosyal medya:
İnsanlar heryerde konuşuyor. Türk insanının önemli bir özelliği de forumları çok seviyor olması. Facebook’ta 33 milyonsak, forum sitelerinde karşılaştırma sitelerinde 30 milyonuz. Marka, sektörüne uygun karşılaştırma sitelerini, forumları, blog’ları, sözlükleri  atlamamalı, dinlemeli.

3. Marka profil sayfalarınızın dışına taşın:
Erişiminizi artırmak için sadece markanızın ismi geçen konuşmaları değil, size, rekabete ve sektöre ait bir kelime listesi oluşturun, sık sık güncelleyin ve tümünü takip edin. Bu arada maliyetinizi uçurmamak için baştan, “mention hacmi” bazında fiyatlandırma yapan bir sosyal medya takip şirketi tercih edin, kelime başına fiyat veren eski moda yerlerden uzak durun.

4. Takip işini tüm şirket sahiplensin:
Bir çalışan, markayla ilgli bir mention’a rastgeldiğinde, bunu kime, ne formatta raporlayacağını önceden bilsin, herkesin elini taşın altına sokmasını sağlayın.

5. Sektörünüzle ilgili sosyal medya fikir önderleriyle iletişime geçin:
Influencer dediğimiz bu fikir önderleri, sosyal medyada aktifler, tüketici ile iletişim halindeler, size tüketiciyi anlamak adına çok şey söyleyebilirler.

6. Sosyal medya konuşmalarını kategorize edin:
…veya ettirin J. İnsanlar markanız hakkında hangi başlıklar altında konuşmuş, neyi beğenip neyi beğenmemişler…

7. Yarının rapor formatlarını bugün oluşturun:
Bu iş pirinç ayıklama tarzı özenli ve sabır gerektiren bir çaba, evet. Ama dinlediklerinizi anlamak ve bundan tüketici içgörüsü çıkarmak için bu çabaya değer. Misal, son kampanyanız hakkında dönen sosyal medya konuşmalarıyla, sene başındaki kampanyanız hakkında söylenenleri karşılaştırmak  isteyebilirsiniz. Raporlamalarınız baştan buna göre düzenlenmiş olmalı. Yoksa rapor toplantısı zamanı geldiğinde çok daha fazla zaman ve emek harcarsınız ve işin kötüsü yetiştirememe riskiniz var.

8. Çok geç olmadan kriz yönetimi planı yapın:
Şirketteki tüm ilgili tarafları toplantıya çağırın, bir kaç senaryo için fikir ve iş akış planı geliştirin ve kağıda dökün. Tüm akışı ve olası senaryoları son haline getiremeyebilirsiniz, ama en azından hazırlıklara başlamış olursunuz.

9. İnsan faktörünü aradan çıkarmayın.
Belli raporlamalar otomatik geliyor olabilir, ama özellikle sosyal medya dinleme araçlarının Türkçe dilini anlaması içi yarı boş bir iddia iken, içeriği anlamak, anlamlandırmak konusuna insan kaynağı ayırın. Önemli şeyleri atlama riskini göze almayın

10. Duygu analizinin doğruluğuna güvenmeyin:
Servis sağlayıcınızdan analiz ettiği tüm veriyi günlük veya haftalık olarak (tweet, entry, post vb. listesi) göndermesini isteyin. Bu verinin bir kısmını (büyüklüğüne göre istatistiksel örneklem sayılabilecek bir kısmını) alın, tüm ekip okuyun. Bu örneklemin, negatif, pozitif, nötr oranları genel rapordaki ile yakın mı, sağlamasını yapın. Bu arada mesajların içeriğiyle ilgili yeni fikirler de çıkarabilirsiniz.

Gelecek hafta pastanın ikinci dilimi için tekrar beklerim: Sosyal medya etkileşim yönetimi.

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.